Türkiye’de artık mesele sadece ekonomi değil. Mesele matematik. Ve bu matematik tutmuyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığı 452 milyon TL seviyesinde. Bu rakam herhangi bir iş insanı için bile dikkat çekiciyken, bir kamu görevlisi için çok daha ağır bir sorgulamayı beraberinde getiriyor.
Çünkü ortada basit ama sert bir hesap var.
Yaklaşık 19 yıllık kamu görevinden elde edildiği ifade edilen toplam gelir: 45 milyon TL.
Toplam mal varlığı: 452 milyon TL.
Bu tablo tek bir şeyi söylüyor:
Gelir ile servet arasında açıklanması gereken devasa bir fark var.
Veriler: Taşınmazlar ve satışlar
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in açıkladığı listeye göre Gürlek’in sahip olduğu taşınmazlar:
Kartal Esentepe Avrupa Konutları’nda iki daire (26 milyon 250 bin TL x2)
Beykoz Çavuşbaşı’nda 85 milyon TL’lik villa
Avcılar Firuzköy’de 15.5 milyon TL’lik daire
Tuzla Marine City’de 10 milyon TL’lik konut
Ankara Çankaya’da 35.5 milyon TL’lik ev
Beytepe’de 25 milyon, 17.5 milyon ve 23 milyon TL’lik üç ayrı daire
İzmir Konak’ta iki konut (27 milyon TL seviyesinde)
Çanakkale Gelibolu’da arsa
Bu listeye göre mevcut taşınmazların toplam değeri yaklaşık 325 milyon TL.
Buna ek olarak satıldığı belirtilen mülkler:
Esenyurt’ta 7 milyon 750 bin TL
Halkalı Tema İstanbul’da 43.5 milyon TL
Üsküdar’da 47.5 milyon TL
Ankara Beytepe’de 27 milyon 750 bin TL
Bu satışlarla birlikte toplam varlık 452 milyon TL seviyesine ulaşıyor.
Ayrıca İstanbul Etiler’de yaklaşık 95 milyon TL değerinde bir konut için ön satış süreci de tabloyu daha da büyüten başlıklardan biri.
190 yıllık maaş tartışması
Özgür Özel’in en dikkat çeken ifadesi şu:
“Bu mal varlığı maaşıyla 190 yılda alınamaz.”
Bu sadece politik bir slogan değil. Bu, herkesin anlayabileceği bir matematik.
Eğer bir kamu görevlisinin toplam geliri 45 milyon TL ise ve ortada 452 milyon TL’lik bir varlık varsa, bu farkın açıklanması gerekir. Aksi halde ortaya çıkan tablo, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda etik bir tartışmaya dönüşür.
Zamanlama: Tartışmayı büyüten unsur
Ekrem İmamoğlu davası sonrası süreç ve ardından gelen görev değişiklikleri ile birlikte daha da dikkat çekici hale geliyor.
Kamuoyunda oluşan algı şu soruyu büyütüyor:
Kritik davalarda rol alan, ardından yükselen bir isim ve aynı anda ortaya çıkan yüz milyonlarca liralık mal varlığı..
Bu tablo tesadüf olarak mı okunmalı, yoksa açıklama bekleyen bir durum olarak mı?
Asıl mesele: Sessizlik
Bu noktada en büyük sorun kendisinden çok, sessiz kalmasıdır.
Çünkü şeffaflık bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Eğer ortada bu büyüklükte bir tablo varsa yapılması gereken şey son derece basit:
Açıklamak
Belgeleri ortaya koymak
Tartışmayı bitirmek
Ama bu yapılmadığında, boşluğu kamuoyu doldurur. Ve kamuoyunun ürettiği cevaplar, çoğu zaman gerçeklerden daha hızlı yayılır.
Bu sadece bir kişi meselesi değil
Bu mesele artık bireysel bir zenginlik tartışması değildir.
Bu mesele:
Devlete duyulan güven
Yargıya duyulan güven
Kamu görevlilerinin hesap verebilirliği
meselesidir.
Çünkü aynı ülkede milyonlarca insan:
Ev sahibi olamazken
Kira ödeyemezken
Geçim derdiyle mücadele ederken
Bir kamu görevlisi hakkında yüz milyonlarca liralık mal varlığı konuşuluyorsa, bu tablo artık bireysel değil, toplumsaldır.
Tek bir soru
Hiç uzatmaya gerek yok.
452 milyon TL’lik bir mal varlığı, 190 yıllık maaşa denk geliyorsa, bu servet nasıl elde edildi?
Bu sorunun cevabı verilmediği sürece tartışma bitmez.
Ve unutulmamalıdır:
Güven sessizlikle değil, şeffaflıkla sağlanır.

