İran devlet medyasının resmi açıklamalarına göre, ülkenin dini lideri Ali Hamaney, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından düzenlenen ortak saldırılarda öldürüldü. Bu duyuru, Tahran’da yas ilan edilmesine yol açtı ve İran’ın devlet aygıtı ile toplum üzerinde derin bir şok etkisi yarattı. Bu ölüm haberi, monolitik bir liderlik yapısına sahip İran’da sadece bir figürün kaybını değil, aynı zamanda devlet refleksinin hızla radikalleşebileceği bir boşluğun ortaya çıkmasını da temsil ediyor. Tarihsel olarak İran’da dini lider, sadece sembolik değil, stratejik karar alma süreçlerinin de merkezindeydi; bu nedenle bu boşluğun nasıl ve kimler tarafından doldurulacağı, bölgesel güvenliğin yönünü değiştirecek nitelikte.İran’ın ilk resmi tepkisi, stratejik bir hamle oldu: Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığını ilan etti ve Devrim Muhafızları, geçişe izin verilmeyeceğini açıkladı. Bu dar su yolu, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir enerji koridoru olarak biliniyor; böyle bir kapatma, küresel piyasalar için anında şok anlamına gelir. Tanker trafiğinin durması, gemilerin bekletilmesi ve çatışmanın risk primi, zaten yüksek olan enerji fiyatlarını daha da yükseltti. Aynı dönemde İran’a yönelik misilleme olarak değerlendirilen drone ve füze saldırıları, Körfez’deki enerji altyapısını doğrudan hedef aldı. Özellikle Saudi Aramco’ya ait Ras Tanura rafinerisinin vurulması, tesiste yangına ve geçici işletim durdurmasına yol açtı. Bu tesis, günlük yüzbinlerce varil kapasitesiyle dünyanın en büyük petrol üretim ve ihracat sistemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Enerji uzmanları, bu tarz altyapı saldırılarının, doğrudan askeri hedeflere yapılan saldırılardan bile daha geniş ekonomik etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Bu üç gelişmenin birleşimi liderin ölümü, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve bölgesel enerji altyapısına yönelik saldırılar Orta Doğu gerilimini basit bir askeri çatışma boyutunun ötesine, küresel enerji krizinin eşiğine taşıdı. Petrol fiyatları hızla yükseldi; Brent tipi ham petrol fiyatlarının çift haneli sıçramalar yaşadığı, dünya ticaret yollarının tehdit altında olduğu bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durum, özellikle petrol ve gaz ithalatına bağımlı ekonomiler için maliyet baskılarını artırıyor ve enflasyonist riskleri tetikliyor.Türkiye, Avrupa, Çin ve Asya’nın diğer büyük ekonomileri hâlihazırda artan enerji maliyetleri ve enflasyonla boğuşurken, Hürmüz’deki durum bu baskıları daha da artırabilir. Kuzey yarımkürenin ekonomik beklentileri ve küresel finansal istikrar, bu tür jeopolitik şoklara karşı savunmasız kalıyor.Tüm bu gelişmeler aynı zamanda büyük güç rekabetini de yeniden gündeme getiriyor. ABD ve İsrail’in operasyonları, Batı ittifakının ortak hareket etme kapasitesini gösterirken, Rusya ve Çin gibi ülkeler enerji pazarlarındaki fırsat ve riskleri farklı bakış açılarıyla değerlendiriyor. Bu da çatışmanın yalnızca bölgesel sınırları aşan, küresel güç dengeleri üzerinde etkili bir kriz haline geldiğini gösteriyor.Kısa vadede petrol fiyatlarındaki yükseliş ve enerji arzındaki belirsizlik, küresel piyasalarda dalgalanmayı sürdürebilir. Orta vadede ise tarafların hem askeri hem diplomatik kanallardan yeni ittifaklar ve karşılıklı denklemler kurmaya çalışacağı bir dönüşüm süreci başlıyor. Bu dönüşümün seyri, yalnızca Orta Doğu’nun değil, tüm dünyanın ekonomik ve güvenlik politikalarının yeniden şekillenmesine neden olacak.Haber ve Analiz Güven GökHormuz in Flames: The Energy War Sparked by Hamaney’s DeathIn recent days, developments in the Middle East have been moving toward a breaking point that not only shakes the balance of power among regional actors but also directly affects global energy markets and geopolitical stability. According to official statements from Iranian state media, the country’s Supreme Leader, Ali Hamaney, was killed in joint strikes carried out by the United States and Israel. The announcement led to a declaration of national mourning in Tehran and created a profound shock within both Iran’s state apparatus and its society.This death represents not merely the loss of a single figure in a system defined by centralized leadership, but the emergence of a vacuum that could rapidly radicalize the state’s response. Historically, Iran’s Supreme Leader has not been a symbolic authority alone, but the central figure in strategic decision-making. How—and by whom—this vacuum will be filled has the potential to reshape the trajectory of regional security.Iran’s first official reaction was strategic and immediate: it announced the closure of the Strait of Hormuz, with the Islamic Revolutionary Guard Corps declaring that no passage would be permitted. This narrow waterway is one of the most critical energy corridors in the world, with roughly one-fifth of global oil and liquefied natural gas trade passing through it. Such a closure constitutes an instant shock to global markets. The halting of tanker traffic, vessels held at sea, and the rising risk premium surrounding the conflict have already driven energy prices higher.At the same time, retaliatory drone and missile strikes attributed to Iran targeted energy infrastructure in the Gulf. In particular, the Ras Tanura refinery owned by Saudi Aramco was struck, causing fires and a temporary suspension of operations. This facility, with a daily capacity of hundreds of thousands of barrels, is considered one of the largest oil production and export systems in the world. Energy analysts note that attacks on such infrastructure can generate economic consequences even broader than direct strikes on military targets.The combination of these three developments—the death of the Supreme Leader, the closure of the Strait of Hormuz, and attacks on regional energy infrastructure—has elevated tensions in the Middle East beyond the level of a conventional military confrontation and brought the world to the brink of a global energy crisis. Oil prices have surged rapidly, with Brent crude experiencing double-digit jumps, while major trade routes face growing uncertainty. For economies dependent on oil and gas imports, this means intensified cost pressures and rising inflationary risks.Turkey, Europe, China, and other major Asian economies are already struggling with elevated energy costs and inflation. The situation in the Strait of Hormuz threatens to deepen these pressures further. The economic outlook of the Northern Hemisphere and the stability of global financial systems remain highly vulnerable to such geopolitical shocks.These developments also reignite great power competition. The operations conducted by the United States and Israel demonstrate the capacity of the Western alliance to act in coordination, while Russia and China assess the risks and opportunities in energy markets from distinct strategic perspectives. This underscores that the crisis has transcended regional boundaries and now exerts influence over global power balances.In the short term, rising oil prices and uncertainty over energy supply are likely to sustain volatility in global markets. In the medium term, a transformative phase is beginning in which actors will attempt to construct new alliances and recalibrate their strategic equations through both military and diplomatic channels. The trajectory of this transformation will shape not only the future of the Middle East, but also the economic and security policies of the wider world.News & Analysis
Güven Gök
Güven Gök






















