8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile alakalı sunumu yapan Sevim Seryol, "Öncelikle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü dilediğimiz şekilde kutlama fırsatı yaratan ve bir gün değil her gün kadın dayanışması, kadın emeğinin yüce olduğunun bilincinde olarak bizlerden desteğini ve yardımlarını esirgemeyen Erzincan Refahiye Gölköylüler Derneği başkanımıza ve yönetim kuruluna sizlerin karşısında sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.Tüm emekçi kadınlarımızın Dünya Kadınlar Gününü en içten dileklerimizle kutluyor ve tüm kadınlarımıza her alanda ve her anlamda erkeklerle eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam diliyoruz." ifadelerini kullandı.
Dernek Başkanı Nurettin Dağ, "8 Mart'ın önemi bizler için çok değerli dünya da ilk seçme seçilme hakkı Atatürk tarafından siz değerli kadınlara verilmiştir. Kadınların iyi bir toplum oluşturucusu olduğunun farkındayız ve siz değerli kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum" dedi.
Zeynep Suludere yaptığı konuşmada, “8 Mart; Dünya kadınlarının taleplerini birlikte daha gür haykırdıkları, kendilerini toplumda eşit bir birey olarak yok sayan çağdışı zihniyetlere karşı çıktığı, kadını sömüren, aşağılayan, yok eden sistem ve zihniyetlere karşı omuz omuza mücadele verdiği gündür. Ancak bu yıl Dünya kadınlar gününü 104. Yılı aşkındır kutluyor olmamıza rağmen, kadınların haklarında, taleplerinde hala çok bir şey değişmemiştir.” İfadelerini kullandı.
Sözlerine devam eden Suludere, “Bizler 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün, kadınların, eşitlik, bağımsızlık, özgürlük, politik ve ekonomik haksızlıkların giderilmesi, cinsel ayrımcılığın sona erdirilmesi, kadınlara uygulanan her türlü şiddetin önlenmesi, saygın yaşam ve insan onuruna yaraşır çalışma koşullarının sağlanması yolunda verdikleri mücadelenin simgesi olduğuna inanıyoruz. Ve hiçbir ülkenin kadınların emeği ve katkısı olmadan sağlıklı bir şekilde gelişmesinin, kalkınmasının, demokratikleşmesinin mümkün olmadığını düşünüyoruz.” Dedi.
Kadındılar adlı şiiri okuyan Yasemin Özge Suludere, "hepimizin emekçi kadınlar günü kutlu olsun" demesinin ardından kendi yazdığı şiiri okudu.
Kadındılar hep onlardan istendi
Ağırdı kaldırdılar
Taşlıydı, bırakılsa elleri
Düşer kalırdılar.
İtilmiş gündüzlerde
Çoğu ancak gecelerde vardılar
Çağrıldıkça geçici
Fısıltılara kandılar.
Onlar bütün yatışlardan
Biraz korku biraz umut kalkardılar
Dendi istemiyorum güçleriydi oysa
Bütün yalnız kaldılar.
İstenseydi ağrılı bir sütü
Mutlu sevinçli sağardılar
Dölsüz bir süre eğrelti yeşili
Bakır sıcaklar geldi soldular
Kıskançtılar, onurlu
Baktılar başlar öne eğiliyor
Hırçın atların terkisinde
Yalçın dağlara kaçtılar.
Atatürk'ün kadına verdiği önemi anlatan Başak Dağ, "Türk tarihinin genel akışı içinde, her konuda olduğu gibi kadın hakları konusunda da fark yaratan Mustafa Kemal Atatürk’ün varlığıdır. Atatürk’ün ikinci hedefi toplumu çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine taşımaktı. 1918 yılında Karlsbad’da anı defterine yazdıkları: “Bu kadın sorununda cesur olalım. Kuşkuyu bırakalım. Açılsınlar. Onların dimağlarını ciddi bilimlerle ve tekniklerle süsleyelim…Onur ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim.” sözü bunun bir göstergesidir.
Atatürk Türk kadınının bütün bu fedakârlık ve hizmetlerini takdir etmiş ve Cumhuriyetin ilânından itibaren Cumhuriyet öncesi plânladığı ve değişik verilerle ifade ettiği gibi kadının sosyal, ekonomik ve siyasal konumunu iyileştirici uygulamalarına başlamıştır.
‘’Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan doğmaktadır.” “Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir.”
Türk toplumunun gelişip yükselmesinde aile yapısının önemine inanan Atatürk, şöyle sesleniyor: “Bu millet esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir ki her bir devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.” Bu on sekiz Türk kadının yüce meclisin çalışmalarına ne ölçüde katkıda bulundukları ve kararlarında ne denli etkili oldukları meclis tutanakları ile sabittir " ifadelerini kullandı.
Kadının varlığını neden sadece 8 Mart’ta kabul ediyoruz? Diyen Işık Gürhan, “Bugün bazısına göre sadece Kadınlar Günü veya Kadın Günü, ya da Evrensel Kadın Günü, kimine göre “Kızlar” Günü, birilerinin ise kadından haberi bile yok. Sormak istiyorum: Kadının varlığını neden sadece 8 Mart’ta kabul ediyoruz? Kadın bir makine ve duyguları sadece 8 Mart’ta mı çalışıyor? 9 Mart’ta ne olacak peki, 26 Nisan’da, 18 Temmuz’da? Kadın, o zaman da kadın olmayacak mı? 8 Mart, sokmaya çalışacağımız bir kalıp değil. Sabah 8’den gece 2’ye kadar tekstil firmalarında, haftasonları ev temizliklerinde, sabah 9 akşam 5 çalışıp eve geldiğinde çocuğunun ev ödevlerine yardım eden, yemek yapmadığı için kocasından küfürler işiten, dekolteli giydiği için sevgilisinden dayak yiyen, saç rengi mavi olduğu için tacize uğrayan, başı örtülü fakat makyaj yaptığı için abisinden fiziksel şiddet gören, her akşam okuldan yurduna dönerken evli barklı bir adam tarafından sözlü şiddete uğrayan, babası tarafından psikolojik şiddet gören, üniversitede dekanı tarafından bastırılmaya çalışan bir doçentin, mecliste diğer kadınlar tarafından şiddete uğrayan bir kadının, sınıfında dışlanan bir ortaokul öğrencisinin, devlet idaresinin kapısının önünde engel yolu olmadığı için tekerlekli sandalyesinde yardım bekleyen bir teyzenin de günü 8 Mart. O kadar çok, o kadar çok çoğaltabilirim ki…
Ömrüm yetmez yazmaya, ömrünüz yetmez okumaya. En iyisi, ömrünüzün okumaya yetmeyeceği şeyleri uygulamaktan vazgeçin. Kadın olduğun için utanma. Gördüğün baskılar, şiddetlerden sonra “Keşke erkek olsaydım!” deme. Diren, var olduğunu ve olacağını inatla ispatla. Onun senden hiçbir üstünlüğü yok. Cinsiyetsizleştirme kendini. Dilini özgürce kullan, seni yok sayan dile prim verme. Seni yok sayanların karşısında dimdik dur. Sen çok güzelsin, düşünme. Makyaj yapmak zorunda değilsin, kapitalist ataerkil sistemin güzellik kalıbına uymak zorunda değilsin. Aynı şekilde seni makyaj yapmaman konusunda kısıtlayanlara karşı da dimdik dur. Özgür iradenin bilincine var. Temel haklarına sahip çık. Metrobüste, takside, alışveriş merkezinde, parkta, spor salonunda, iş yerinin kafesinde, her yerde seni rahatsız edenlere karşı sesini çıkartmaktan korkma. Yazmaktan çekinme, önüne çıkan her engelin karşısında dimdik dur. Her şeyden önce oku, oku ve oku. İnanıyoruz ki, sen değişirsen bir toplum değişir.” Dedi.


Dernek Başkanı Nurettin Dağ, "8 Mart'ın önemi bizler için çok değerli dünya da ilk seçme seçilme hakkı Atatürk tarafından siz değerli kadınlara verilmiştir. Kadınların iyi bir toplum oluşturucusu olduğunun farkındayız ve siz değerli kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum" dedi.
Zeynep Suludere yaptığı konuşmada, “8 Mart; Dünya kadınlarının taleplerini birlikte daha gür haykırdıkları, kendilerini toplumda eşit bir birey olarak yok sayan çağdışı zihniyetlere karşı çıktığı, kadını sömüren, aşağılayan, yok eden sistem ve zihniyetlere karşı omuz omuza mücadele verdiği gündür. Ancak bu yıl Dünya kadınlar gününü 104. Yılı aşkındır kutluyor olmamıza rağmen, kadınların haklarında, taleplerinde hala çok bir şey değişmemiştir.” İfadelerini kullandı.
Sözlerine devam eden Suludere, “Bizler 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün, kadınların, eşitlik, bağımsızlık, özgürlük, politik ve ekonomik haksızlıkların giderilmesi, cinsel ayrımcılığın sona erdirilmesi, kadınlara uygulanan her türlü şiddetin önlenmesi, saygın yaşam ve insan onuruna yaraşır çalışma koşullarının sağlanması yolunda verdikleri mücadelenin simgesi olduğuna inanıyoruz. Ve hiçbir ülkenin kadınların emeği ve katkısı olmadan sağlıklı bir şekilde gelişmesinin, kalkınmasının, demokratikleşmesinin mümkün olmadığını düşünüyoruz.” Dedi.
Kadındılar adlı şiiri okuyan Yasemin Özge Suludere, "hepimizin emekçi kadınlar günü kutlu olsun" demesinin ardından kendi yazdığı şiiri okudu.
Kadındılar hep onlardan istendi
Ağırdı kaldırdılar
Taşlıydı, bırakılsa elleri
Düşer kalırdılar.
İtilmiş gündüzlerde
Çoğu ancak gecelerde vardılar
Çağrıldıkça geçici
Fısıltılara kandılar.
Onlar bütün yatışlardan
Biraz korku biraz umut kalkardılar
Dendi istemiyorum güçleriydi oysa
Bütün yalnız kaldılar.
İstenseydi ağrılı bir sütü
Mutlu sevinçli sağardılar
Dölsüz bir süre eğrelti yeşili
Bakır sıcaklar geldi soldular
Kıskançtılar, onurlu
Baktılar başlar öne eğiliyor
Hırçın atların terkisinde
Yalçın dağlara kaçtılar.
Atatürk'ün kadına verdiği önemi anlatan Başak Dağ, "Türk tarihinin genel akışı içinde, her konuda olduğu gibi kadın hakları konusunda da fark yaratan Mustafa Kemal Atatürk’ün varlığıdır. Atatürk’ün ikinci hedefi toplumu çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine taşımaktı. 1918 yılında Karlsbad’da anı defterine yazdıkları: “Bu kadın sorununda cesur olalım. Kuşkuyu bırakalım. Açılsınlar. Onların dimağlarını ciddi bilimlerle ve tekniklerle süsleyelim…Onur ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim.” sözü bunun bir göstergesidir.
Atatürk Türk kadınının bütün bu fedakârlık ve hizmetlerini takdir etmiş ve Cumhuriyetin ilânından itibaren Cumhuriyet öncesi plânladığı ve değişik verilerle ifade ettiği gibi kadının sosyal, ekonomik ve siyasal konumunu iyileştirici uygulamalarına başlamıştır.
‘’Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan doğmaktadır.” “Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir.”
Türk toplumunun gelişip yükselmesinde aile yapısının önemine inanan Atatürk, şöyle sesleniyor: “Bu millet esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir ki her bir devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.” Bu on sekiz Türk kadının yüce meclisin çalışmalarına ne ölçüde katkıda bulundukları ve kararlarında ne denli etkili oldukları meclis tutanakları ile sabittir " ifadelerini kullandı.
Kadının varlığını neden sadece 8 Mart’ta kabul ediyoruz? Diyen Işık Gürhan, “Bugün bazısına göre sadece Kadınlar Günü veya Kadın Günü, ya da Evrensel Kadın Günü, kimine göre “Kızlar” Günü, birilerinin ise kadından haberi bile yok. Sormak istiyorum: Kadının varlığını neden sadece 8 Mart’ta kabul ediyoruz? Kadın bir makine ve duyguları sadece 8 Mart’ta mı çalışıyor? 9 Mart’ta ne olacak peki, 26 Nisan’da, 18 Temmuz’da? Kadın, o zaman da kadın olmayacak mı? 8 Mart, sokmaya çalışacağımız bir kalıp değil. Sabah 8’den gece 2’ye kadar tekstil firmalarında, haftasonları ev temizliklerinde, sabah 9 akşam 5 çalışıp eve geldiğinde çocuğunun ev ödevlerine yardım eden, yemek yapmadığı için kocasından küfürler işiten, dekolteli giydiği için sevgilisinden dayak yiyen, saç rengi mavi olduğu için tacize uğrayan, başı örtülü fakat makyaj yaptığı için abisinden fiziksel şiddet gören, her akşam okuldan yurduna dönerken evli barklı bir adam tarafından sözlü şiddete uğrayan, babası tarafından psikolojik şiddet gören, üniversitede dekanı tarafından bastırılmaya çalışan bir doçentin, mecliste diğer kadınlar tarafından şiddete uğrayan bir kadının, sınıfında dışlanan bir ortaokul öğrencisinin, devlet idaresinin kapısının önünde engel yolu olmadığı için tekerlekli sandalyesinde yardım bekleyen bir teyzenin de günü 8 Mart. O kadar çok, o kadar çok çoğaltabilirim ki…
Ömrüm yetmez yazmaya, ömrünüz yetmez okumaya. En iyisi, ömrünüzün okumaya yetmeyeceği şeyleri uygulamaktan vazgeçin. Kadın olduğun için utanma. Gördüğün baskılar, şiddetlerden sonra “Keşke erkek olsaydım!” deme. Diren, var olduğunu ve olacağını inatla ispatla. Onun senden hiçbir üstünlüğü yok. Cinsiyetsizleştirme kendini. Dilini özgürce kullan, seni yok sayan dile prim verme. Seni yok sayanların karşısında dimdik dur. Sen çok güzelsin, düşünme. Makyaj yapmak zorunda değilsin, kapitalist ataerkil sistemin güzellik kalıbına uymak zorunda değilsin. Aynı şekilde seni makyaj yapmaman konusunda kısıtlayanlara karşı da dimdik dur. Özgür iradenin bilincine var. Temel haklarına sahip çık. Metrobüste, takside, alışveriş merkezinde, parkta, spor salonunda, iş yerinin kafesinde, her yerde seni rahatsız edenlere karşı sesini çıkartmaktan korkma. Yazmaktan çekinme, önüne çıkan her engelin karşısında dimdik dur. Her şeyden önce oku, oku ve oku. İnanıyoruz ki, sen değişirsen bir toplum değişir.” Dedi.
























