Aydeniz ve Bayındır yeniden seçildi
DBP yaptığı 6’ncı Olağan Kongresini büyük bir coşkuyla tamamladı. DBP’nin mevcut Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır oy birliğiyle seçildi.
Yayınlanma :
27.02.2022 16:56
Güncelleme :
27.02.2022 16:56
Yapılan oylamanın sonucu DBP’nin mevcut Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır oy birliğiyle yeniden seçildi.
Acıların Karşısında Direnelim
Divan Başkanı Doğan Erbaş, “Sokaklara çıkan barış isteyenleri buradan selamlıyorum. Hiçbir zaman acıları yarıştırmadık. Dünyanın neresinde bir acı varsa bizim acımızdır. Her annenin acısı bizim acımızdır. Saraylardan savaş planları yapanlar kararı aldı ama halklar öldürülüyor ve üzülerek izliyoruz. Bizi üzen başka bir şey var Türkiye’de herkes birden barışsever olduk çok iyi. Ukrayna savaşı nedeni ile barıştan yana olması sorunları çözmesi ve barıştan yana olması sevindiriyor. Bütün savaşlara hayır diyelim bütün acıların karşısında direnelim yüreğimiz onlarla.” İfadelerini kullandı.
Erbaş, “24 yıldır her dakikasını demokrasi çözümünü düşünerek planlamasını yaparak zamanlamasını ayırarak bunun üzerinde çalışan Sayın Öcalan’a saygı duyuyorum. Buraya gelen herkese selamlarımı iletiyorum” ifadelerini kullandı.
AKP-MHP faşist zihniyetinin hedefi haline gelmiş durumdadır
Elazığ Cezaevinde tutuklu bulunan Leyla Güven, “Saraların, Mazlum’ların diyarı olan Xerpêt zindanından siyasi kadın tutsaklar olarak sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyoruz.
İçinden geçtiğimiz olağan üstü bir süreçte kongremizi gerçekleştiriyorsunuz. Bütün insanların mevcut gidişattan rahatsız olduğu kapitalist modernitenin adeta bir ahtapot gibi bütün toplumu sardığı bu günlerde örgütlenmenin ve halkın siyasi taleplerine cevap olabilmenin önemi her zamankinden daha çok artmıştır. Fedakâr halkımızın yıllardır dişiyle, tırnağıyla yarattığı bu değerler AKP-MHP faşist zihniyetinin hedefi haline gelmiş durumdadır. 2014 MGK toplantısında planlanan “çöktürme planı” kapsamında hedeflenen yüzbinlerde Kürdün göç ettirilmesi, tutuklama, ölüm vb. konsepti hayata geçirilmek istendi. Ancak Kürtler bütün bu uygulamalara rağmen diz çökmediler. Hepinizin bildiği gibi faşist ve dikta rejimler, aydınlıktan ve insan sesinden korkarlar. Bu nedenle bizler fikir ve eylemselliğimizle yaşamın her alanını aydınlatalım ve kadın zılgıtları ile bütün dünyayı sarsalım.
Ortadoğu'nun uygarlıkların ve en köklü kültürlerin yaşandığı topraklar olduğunu biliyoruz. Uygarlıkların merkezi Ortadoğu’nun; aynı zamanda en kaoslu ve krizli bölgesi olduğunu hep söyledik, bu zengin coğrafyada halkların "Nana" muhtaç olmasının kuşkusuz önemli nedenleri vardır. Bizce en önemli neden toplumun en dinamik iki kesimi olan kadınlar ve gençlerin toplumlaş gerçeklikten uzak tutulması ve mevcut erk zihniyetin iktidarı; babadan-oğula devretmesi bunun en somut göstergesidir. Oysa demokratik özgürlükçü yaşamın teminatı olan kadınlar ve gençlerin bilgeliği, üretkenliği, yaratıcılığı ve akıcı enerjisiyle iktidarcı, statükocu, cinsiyetçi, tekçi anlayışın panzehri olacaktır.
"Yurdum sana sevgimi ve kalbimi, hayatımı ve varlığımı… Sen hayatsın ve sensiz hayat yoktur ey Kürdistan" diyen Mustafa Kamil hatırına, "Hürriyet, adalet, eşitlik ve kardeşlik prensiplerinin sadece kulakları tırmalayan kelimelerini ezberlemiştik. Oysa Hürriyet kelimesi altında insanların hürriyeti elinden alınıyor, adalet kelimesi altında insanlar gelişigüzel asılıyor, eşitlik kelimesi altında da bir zümre korunuyor, bir zümre de hapishanelerde sürünüyor" diyen Sayın Mele Mustafa Barzani hatırına, " Beni öldürerek yok edebilirsiniz ama benim ölümüm binlerce kürdün uyanışı olacaktır" diyen Leyla Qasım hatırına, "Kürtler birleşin" diyen Cegerxwîn hatırına, bütün yaşamını Kürt ve Kürdistan için feda eden Qazi Muhammed, Celal Talabani hatırına ve 23 yıldır İmralı adasında ağır tecrit koşullarına rağmen sürekli ve daima bütün Kürtler için barış ve çözüm üreten, Demokratik Ulus perspektifi ile Demokratik Ortadoğu, Özgür Kürdistan tezini üreten sayın Öcalan hatırına artık ulusal birliğimizi ve kalıcı ittifakımızı gerçekleştirelim. Bu birliğin öncülüğünü yapacak olan Kürt kadınlarına bin selam olsun.
Toplumsal politikanın en somut hali demokratik siyasettir
"Yürüdüğümüz yol ayaklarımızı delik deşik etse de özgürlük yolunun yolcuları olarak yürüyüşümüze devam etmeliyiz. Mesele yaşayıp yaşamamak değil doğru yaşamasını bilmektir" diyor Dersim'in bilgesi. Bizler de Demokratik Bölgeler Partisinin değerli emekçilerine diyoruz ki; Toplumsal politikanın en somut hali demokratik siyasettir. Demokratik siyaset özgürlüğün örgütlenip yaşandığı gerçek bir okuldur. Sizlerin de bu temelde bütün baskı politikalarına rağmen, yürüyüşünüzü sürdürmeniz çok değerlidir. Bizim de siyasi tutsaklar olarak sizlerden beklentimiz; coğrafyamızın bütün kimliklerini bir ırmak misali deryaya akıtmanız ve deryalaştırmanızdır. Hakikate ulaşmanın yegâne yolu budur.
Bildiğiniz gibi Ulus-Devlet sisteminin iflas ettiği bugünlerde, demokrasi-özgürlük-eşitlik düşüncesi birçok ülkede kazanımlar elde ettiğini sempati ile izliyor ve görüyoruz. Şilili Başkan "Umut korkuyu yenecek, onurunu onayla" diyerek seçimleri kazandı. Bizler de Sayın Öcalan'a uygulanan tecridin sonlandırılması, halkımızın özgürlüğüne ulaşabilmesi için diyoruz ki; "faşizm hiçbir toplum için kader değildir." Halkımızın mutluluğunu, umutlarını çalmaya kalkışanlarla mücadele ettik, edeceğiz! Yarınlar devrimci, özgürlükçü kadınların, gençlerin ve bütün halkımızın olacaktır. Selam olsun Özgür yarınlar için direnen annelere ve halklara.
Bu duygularla kongremizin başarıyla geçmesini umut ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.” İfadelerini kullandı.
Mücadele tarihimizin önemli geleneği
Edirne Cezaevinde Tutuklu Bulunan Selahattin Demirtaş, “Saygıdeğer divan, değerli katılımcılar, partisine güç veren kıymetli halkımız, uzun özgürlük yürüyüşünün yolcuları, Çok zorlu, çok onurlu bir mücadelenin yapı taşı partilerinden, mücadele tarihimizin önemli geleneğinin günümüzdeki partisi Demokratik Bölgeler Partisinin 6. Olağan Kongresini saygıyla selamlıyor, hepinize başarılar diliyorum.
Her açından çok zor günlerdeyiz. Bu zor günleri başı dik bir şekilde, başarıyla geçebilmemizin yegâne yolu mücadelemizde kararlı olmak, geri adım atmamaktır.
Bugüne kadar bunu başarıyla yapan Demokratik Bölgeler Partisinin, bu kongreyle daha başarılı olacağına yürekten inanıyor, salonda bulunan herkesi, hücre arkadaşım Selçuk Mızraklı ile birlikte bir kez daha selamlıyor, özgür günlerde görüşebilmeyi diliyorum.” İfadelerini kullandı.
Ekonomi ve siyasi alanda yaşanan krizin faturasını halklarımıza ödetmek istemektedir
Sincan 3 Nolu L Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Sebahat Tuncel, “Mücadelemizin sıcaklığı ve coşkusuyla sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyor, kongremize başarılar diliyoruz. Kongremizin; halklarımızın eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesini daha etkili ve güçlü bir şekilde öncülük rolünü, dönemin ihtiyaçlarını karşılayacak bir örgütlenmeye ve yenilenmeye vesile olacağına inanıyoruz. Zorlu bir süreci geride bıraktığımıza inanıyoruz. Halkımızın, devletin zor ve zulüm politikasına karşı duruşu, direnişi, faşist bloku yolun sonuna getirmiştir. Önümüzdeki süreçte demokrasi, özgürlük, barış ve adalet mücadelesini daha örgütlü yürütüp, dayanışma ve demokrasi cephesini güçlendirirsek kazanan bizler ve halkımız olacaktır. Onun için hem Kürt ulusal birliğini hem de Türkiye halkları ile demokratik birliği güçlendirme politikasında DBP’nin aktif bir rol oynaması önemlidir. Bu süreçten çıkışın halkımızın, halklarımızın özlem duyduğu bir geleceği inşa etmenin mümkün olduğunu biliyor ve kongremizin bu açıdan da önemli bir kararlaşmayı açığa çıkaracağına inanıyoruz.
Yeni bir yaşamı inşa etmek, yeni başlangıçlar yapmak için koşullar hiç olmadığı için uygun. Kongremizin 8 Mart ve Newroz öncesine denk gelmesi, bu yeni başlangıç için güçlenmek, kararlaşmak, umudu yeniden yeşertmek için de önemli bir başlangıç olacaktır. Kongremizdeki coşku, motivasyon, mücadele ruhu ve direniş azmi, 8 Mart ve Newroz alanlarına da yansıyacaktır. Bizler de şimdiden kadınların 8 Mart Dünya emekçi kadınları gününü, 21 Mart Halkların Özgürlük bayramını kutluyor, tekrardan kongremize başarılar diliyor, seçilecek eş başkanlarımıza ve Pm üyelerimize başarılar diliyoruz. Bugüne kadar partimizde emeği geçen tüm arkadaşlara, yoldaşlara da şükranlarımızı sunuyoruz. Hep birlikte başaracağız. Selam ve sevgilerimizle. Sincan 3 Nolu L Tipi Cezaevinden Sebahat Tuncel, Zeynep Ölbeci, Zeynep Karaman, Sibel Akdeniz, Aynur Aşan” ifadelerini kullandı.
Tek bir an bile unutmamanızı istiyoruz
Sincan 1 nolu cezaevinde tutuklu bulunan İdris Baluken, “Bölgesel ve küresel düzlemde yakıcı süreçlerin yaşandığı, halkların baskı cenderesinde tutulmaya çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Savaş politikalarının devreye konulmasından sakınılmadığı bu dönemde, barışın ve demokrasinin sesi olan partimizin kongresini gerçekleştirmesini büyük bir heyecanla ve coşkuyla takip etmekteyiz.
Fiziksel olarak kongrede mekânında bulunmamamız, düşünsel, duygusal ve irade olarak ayrı olduğumuz anlamına gelmez. Dört duvar arasındaki özgür zihinlerin ve inançlı yüreklerin kongre bileşenleriyle birlikte olduğunu, tek bir an bile unutmamanızı istiyoruz.
Bizler kongre salonunu dolduran, demokrasiye, barışa, özgürlüğe, adalete, halkların kardeşliğine ve yeryüzündeki bütün ezilenlerin mücadele değerlerine bağlı olduğunu bildiğimiz binlerce yüreğin sıcaklığını, ruhumuzun ve bedenimizin en küçük zerresinde bile büyük bir onurla hissediyoruz. Bilinmelidir ki, tarih boyunca son sözü zulüm üzerinde yükselenler değil, zulme direnenler söyler. İçinden geçtiğimiz süreçte de direnenlerin son sözü söyleyeceğinize olan inancımızla kongremizi kutluyoruz. Bugüne kadar görev alan arkadaşlar ve yeni seçilecek arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Özgür yarınlarda buluşmak dileğiyle…” ifadelerini kullandı.
İddiamız her zamankinden daha güçlü
Kandıra Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Gülten Kışanak, “Kritik bir süreçte yapılan kongremizi saygıyla selamlıyor, başarılar diliyorum. Örgütlü bir halk her türlü, kötülüğün ve zorbalığın üstesinden gelebilir. Evet halk olarak çok zor zamanlar yaşıyoruz; zalimler tüm yaşam damarlarımızı kesmek istiyor, Kürt halkını özgürlük iddiasından vazgeçirmek istiyor, oysa bizler özgürlük iddiasından vazgeçmenin ölüm ile eş değer olduğunu biliyoruz. Tarihimizde bunu öğrendik dilimizi, kültürümüzü, varlığımızı, onurumuzu ancak direnerek ve özgürlük talebimizi yükselterek koruyabiliriz. Bunun yolu da birbirine kenetlenmek, örgütlenmektir. Ulusal birlik toplumsal ihtiyatlı, varlığımızın özgür geleceğimizin teminatıdır. Şimdi ulusal birlik, toplumsal ittifak ve onurlu bir barış için seferber olma zamanıdır. İçeride ve dışarıda, köyde, şehirde, iş yerinde, mahallede örgütleneceğiz, kenetleneceğiz ve başaracağız. Biz siyasi kadın tutsaklar olarak zulme boyun eğmeyeceğiz. Özgür yarınları inşa etme, iddiamız her zamankinden daha güçlü.
Halkımıza, kadınlara ve mücadelemizin yarattığı değerlere güveniyoruz. Hep beraber başaracağız. Başta kadınlar olmak üzere, tüm halkımızın eski yıllarından beri amansız bir mücadele verdiğini biliyoruz.
Bu mücadelenin başarı dışında bir şans getirmeyeceği de çok açık. Tüm halkımızı, delegeleri ve seçilecek olan Parti Meclisi arkadaşlarımıza başarılar diliyorum.” İfadelerini kullandı.
Sancar: Kürt halkının özgürlüğü için ulusal birlik şart
DBP kongresinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Kürt halkının varlığı, özgürlüğü, siyasi iradesi tehdit altındaysa, buna karşı ulusal birlik kaçınılmazdır” dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP), “Örgütlü toplumla özgür yaşama doğru” şiarıyla Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiği 6’ncı Olağan Kongresi devam ediyor. Eş Genel Başkanlar, 40 kişilik Parti Meclisi (PM) ve Merkez Disiplin Kurulu (MYK) üyeleri olmak üzere toplam 51 kişinin yönetim kademelerinde yer aldığı kongreye, Türkiye’nin dört bir tarafından binlerce kişi katıldı. Divan oluşumunun ardından kongre, gönderilen mesajların okunmasıyla devam etti.
TJA: DİRENİŞ RUHUYLA KARŞILIYORUZ
Özgür Kadın Hareketi (TJA), kongreye gönderdiği mesajında, “Özgürlüğü için öncelikle Kürt halkı, Kürt kadınları ve zor koşullar altında esir olan ve mücadele yürütenler… 21’nci yüzyılda mücadele, direniş ve Kürt kadınlarının örgütlülüğü üst seviyeye ulaşmıştır. Bu topraklarda kadınlar öncülüğünde insanlığın başlangıcı olan ilk devrim gerçekleşti. İnsanlık tarihi bugün de bu topraklarda yüzyılın devrim öncülüğünü Kürt kadınlara verdi. Kürt kadını da bu bilinç ve sorumlulukla, insanlık dışı güçlere karşı devrim dokusunu örüyor. Bu doku, eşitlik ve insanlık cevherine dönen devrim dokusudur. Toplumsal sorunların çözümü için, ahlaki ve politik bir toplum için, kadınların eşitlik ve özgürlüğünün gelişmesi için her dönemden daha fazla kendini örgütlemiş ve emsalsiz bir direniş sürdürülüyor. Kadının var oluş anlamı ve gücü, yaşamın her alanında yaratılan tarihi insanlık değerlerimize sahip çıkıyor ve yeniden inşa ediyor. Bir kez daha kongremizi direniş ruhuyla karşılıyoruz. Nasıl ki yaşamın her alanında kadın öncülüğü esas ise bu kongremizin de özgür kadın ideolojisiyle inşa edileceğine inanıyoruz. Bu kongrenin, öncelikle kadınların birliği, Kürt halkının birliği ve toplumun örgütlülüğü görevini başarıyla yerine getireceğini umuyoruz. Bu inançla DBP’nin 6’ncı Olağan Kongresini saygıyla selamlıyoruz” ifadelerine yer verildi.
‘DBP ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN TAŞIYICISIDIR’
Kongrede Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar konuştu. DBP’nin Kürt sorununda demokratik çözüm ve barış mücadelesinde özel bir yeri olduğunu vurgulayan Sancar, “Bundan sonraki yürüyüşünü daha da güçlendirileceğine şüphesiz inanıyorum. Kongre hayırlı olsun. DBP aynı zamanda HDP’nin bileşenidir. HDP’nin diğer bileşenleri gibi demokrasi, barış, özgürlük, eşit ve ortak yaşam mücadelesini büyük bir fedakârlık ve kararlılıkla omuzlayan özel bir mücadele geleneğinin taşıyıcısıdır. Bundan dolayı da yaptıkları katkılardan kendilerine teşekkür etmek istiyorum” dedi.
TEK KAYNAĞIMIZ HALKIN İRADESİ
HDP’nin Türkiye’ye demokrasi, barış, özgürlük vadetmesinin boş bir slogan olmadığının altını çizen Sancar, devamında şunları söyledi: “Varlığımız, kuruluşumuz ve yürüyüşümüz çoğulculukla çeşitlilikle, renklilikle bir araya gelmeye dayanıyor. Bu kadar renkleri her kesimden halktan çevreleri kapsama ve bir arada tutma ancak büyük bir inançla ve iradeyle mümkündür. Bu inancın temelinde hedeflerimiz ilkelerimiz ve değerlerimiz etrafında sıkı kenetleme en önemli unsurdur. Bu kenetlenemeye halkımızı verdiği sonsuz güç tek kaynağımızdır. Her türlü baskıya, zulme zorbalığa karşı bizi ayakta tutan hayat suyu sizlerin sonsuz desteği ve kararlı yürüyüşüdür. Buradan tüm halklarımızı bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. HDP mücadelesi içinde özel sorumluluk taşıdığı alanlar var. Bunlardan biri Kürt ulusal birliğinin sağlanması geliyor. Bunun hep altını çiziyorum DBP’nin katkıları ve çalışmaları sonuç alıyor ve almaya devam edecek. Kongre kararı ışığında bu demokrasi ittifakını gerçekleştirecek görüşmeleri yürütüyor çalışmaları derinleştiriyor. Burada Kürt ulusal birliğini sağlamak önemli bir rol. Burada DBP’nin özel konumu ve çalışmaları taktire şayandır. Onları bir kez bu çalışmaları sürdürürken gösterdikleri inanç ve kararlılıktan dolayı tebrik ediyorum.
ULUSAL BİRLİK KAÇINILMAZ
Kürtlerin varlıkları sadece özgürlükleri değil. Önce varlıkları tehdit altındadır. Her yerde imha, inkar ve tecrit politikalarıyla esir altında alınmaya çalışmakta iradeli yok sayılmaktadır. Bu nedenle ulusal birlik konusunda bahaneler, gerekçeler üretmeye kimsenin hakkı yoktur. Kürt halkının özgürlüğünü kazanmanın en önemli yolarından biri ulusal birlikten geçiyor. DBP bu konuda mücadele diyor. DBP bu yükü sırtlıyor ve amacına doğru başarıyla ilerliyor. Kürt halkının varlığı özgürlüğü siyasi iradesi tehdit altındaysa, buna karşı ulusal birlik kaçınılmazdır. Ulusal birlik bir tercih değil bir mecburiyettir. Bunun herkes tarafından iyi kavranması gerekiyor ve bu konuda çağrımız yineliyoruz. Kimse bahane üretmesin ulusal birlik için üzerine düşeni yapsın.
DEMORATİK ÇÖZÜM
DBP’nin üstlendiği görev, HDP için taşıdığı önemli dinamik Kürt sorununda çözüm ve barıştır. Kürt sorununda demokratik çözüm ve barış olmadan Türkiye’de barış ve demokrasi olmaz. Biz bu geleceğin HDP olarak en geniş kesimleri demokratik ittifakı mücadelesi altında yaymak için elimizden geleni yapıyoruz. Barış dedikçe bizlere dudak bükenler ile, barış kelimesini itibarsızlaştırılan, dünya ateş içine düştüğünde barış kelimesini ağızlarından düşürmez oldular. Barışın ne kadar önemli olduğunu herkes bir daha görmek zorunda kaldı. Ukrayna krizi etrafında yürütülen küresel egemenlik ve iktidarı savaşın geldiği nokta savaşın bütün Avrupa'ya yayılması tehlikesidir. Her türlü askeri mücadeleyi işgali her yerde ve nereden gelirse gelsin reddettik reddettik, sorunların çözümü ister ülkelerin içinde, devletlerin arasında olsun müzakereden diyalogdan ve diplomasiden geçer.
ORTAK YAŞAMI SAVUNUYORUZ
Bizim ilkemiz sorunların çözümünde savaşı ve şiddeti reddetmektir. Militarizmi ve askeri yayılmacılığı reddettirmektir. Bunun yerine halkların özgür iradesine eşit ve ortak yaşamı savunuyoruz. Bunun yolu müzakere demokratik siyasetten geçiyor, istikrar arıyorsanız demokrasiden başka yol yoktur. Güvenlikten söz ediyorsanız dayanağı militarizm olamaz. Güvenlik ancak insani kaygılara dayanırsa kalıcı hale gelebilir. Onun askeri militarist saldırganlığa karşı insani güvenliği ve güç mücadelelerine dayalı istikrar iddialarına karşı demokratik birlikteliği savunuyoruz. Bu savaş bir kez daha gösterdi ki bütün dünyada başta ülkemiz, bölgemizde olmak üzere büyük bir barış hareketine ihtiyaç var. Barış sadece bir bölgenin bir halkın sorunu değildir, barışa ulaşmak sadece bir bölgenin vereceği mücadele ile başarılabilecek bir şey değildir.
SAVAŞ KARŞITI İTTİFAKI OLUŞTURALIM
O yüzden gelin en büyük savaş karşıtı ittifakı oluşturalım ve hep birlikte barış hemen şimdi ve her yerde. Siyasi rehine olarak tutulan yoldaşlarımızı özgür şartlarda kucaklamak ve mücadeleyi birlikte büyütmenin tek yoludur. Biraz önce mesajlardan salona yansıdığı gibi mücadelemize örgütlüğümüze yönelik insafsız bir saldırı var ama hiç kimsenin kırmadığı güçlü bir irade ve sağlam bir inancımız da var. Arkadaşlarımız cezaevlerinde rehine olarak tutuluyor ama kararlılıklarını sizler aracılığı ile duyurdukları mesaj ile dile getirdiler. Özgürlük mücadelesi hakların eşit birlikteliği için vazgeçilmez bir yoldur. Özgürlük mücadelesi Kürt halkını onurunu korumak için vazgeçilmez bir yoldur, siyasi rehine olarak tutulan yoldaşlarımızı özgür şartlarda kucaklamak ve mücadeleyi birlikte büyütmenin tek yoludur. O nedenle özgürlük mücadelesinden taviz yok, demokrasi ve barış hedefinden taviz yok, iradeyi sağlam tutmaktan vazgeçmek söz konusu olmaz, boynumuz kimse bükemez, başımız dik alnımız açık, irademiz güçlü, özgürlüğe demokrasiye barışa yürüyüşümüz devam ediyor. Mutlaka başaracağız, mutlaka kazanacağız. Kongrenin bu konuda güçlü katkı sunacağından hiç şüphem yok. Bugüne kadar emek veren bütün yöneticilerini kutluyorum. Bundan sonra görev alacak arkadaşlara da başarılar diliyorum. Rêya me vekirî ye, an serkeftin, an serkeftin.”
DTK Eş Başkanı Öztürk: Tecridi kırmalıyız
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Kovid-19 testinin pozitif çıkması katılamadığı kongreye yazılı mesaj gönderdi. Öztürk’ün mesajı şöyle: “Bilindiği gibi yıllardır halkımız, partimiz ve örgütlerimize dönük barbar saldırılar gerçekleştiriliyor. Kayyımlarla belediyelerimiz gasp edildi, siyasetçilerimize dönük düşman politikası yürütülüyor, Sayın Abdullah Öcalan üzerinde tecrit sürüyor. Bunlarla mücadelemizin önünü kesmek istediler. Bize ‘takatı kalmadı’ diyen AKP-MHP iktidarı, mücadelemiz karşısında takatsiz kaldı ve yıkılmak üzere.
YOLUMUZ AÇIK OLSUN
Bundan kaynaklı ulusal birliğimizi sağlamalıyız, dilimiz ve kültürümüze sahip çıkmalıyız. Sayın Öcalan üzerindeki tecridi kırmalı, cezaevlerindeki tutuklular için sesimizi yükseltmeliyiz. 6'ncı Olağan Kongrenizi saygıyla selamlıyorum. Demokratik ulusun kurulması ve özgür bir yaşam umuduyla yeni yönetime başarılar diliyorum. Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun.”
‘KÜRT DÜŞMANLIĞI HALKLARA ÖDETİLİYOR’
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Esengül Demir, kongreye katılan binleri Kürtçe selamlayarak konuşmasına başladı. Savaş kışkırtıcılığının bugünün en önemli meseleleri arasında olduğunu söyleyen Demir, “HDP bileşenleri, siyaset yapan ve Türkiye’de bütün yapıların üzerinde bir baskı var. Ama bunun Türkiye’nin yürüttüğü 40 yıllık savaş süreci olduğunu biliyoruz. Çalışanlar, emekçiler, o büyük krizin altında ezilemekteler, bunun karşısında sokaklarda, iş alanlarında direniş sergileniyor. Bunun ana neden yürütülen 40 yıllık savaştır. Kürt düşmanlığı, Kürdün bir şey kazanmaması üzerine yürütülmüş olan bu savaşın sonuçlarını Türkiye halklar, emekçiler ödemektedir. Bugün savaş karşıtlığı olan dünyadaki halklar ortak bir dil kurduklarını söyleyenler bırakın savaş karşıtlığı ölüm, zulüm kan ve gözyaşı arttırmak için savaş kışkırtıcılığı bir bizzat o savaşın katılımcıları ile yürütmektedir” dedi.
‘MUHATAP ÖCALANDIR’
Savaşın bitirilmesi için Türkiye ve dünya halklarının topyekûn ses çıkarması gerektiğinin önemine dikkat çeken Demir, şöyle devam etti: “Rusya’da binlerce insan sokağa çıktı bu insanların sokağa çıkma nedeni yoksullaşan Rus halkının kendilerini daha fazla zulme ve yoksulluğa götürdükleri için sokağa çıktılar. Türkiye halkları da savaş karşıtlığı için yan yana gelip güçlerini birleştirmeli. Bunun yolu müzakere, Abdullah Öcalan’ın görüşlerini, fikirlerini söylemesiyle geçiyor. Bunu korkmadan ifade etmek gerekiyor. Muhatap Sayın Öcalan’dır. Türkiye cumhuriyet savaşın bitmesini istemediği için, çözüm adresinin oradan geçtiğini bildiği için o adresin kapılarını kapalı tutuyor. Kürt sorunun çözümü için Abdullah Öcalan’ın fikirlerine dikkat çekilmesi gerekiyor. Kürt sorunu çözülmeden, kadınların, emekçilerin ve ülken yaşadığı sorunların çözümü mümkün değildir. Bu kongre zeminleri bunları ifade etmemizin en iyi yollarıdır. Bugün söylemezsek yarın geç kalabiliriz. Ukrayna halkı bir savaş ile karşı karşıya. Onlar neyi örnek alıyorlar, Kürt halkının direnişini örnek alıyorlar. Yaşamak direnmekten geçer, halklar kendilerini büyük bir hedef görürler. Onlarla yan yana dayanışma içerisinde olurlar. Direnişimiz büyüyerek devam edecektir. Dem dema azadiyê, dem dema serkeftinêye.”
DBP Eş Genel Başkanları: Kürt sorununda tek çözüm Öcalan’dır
DBP Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, zafere koşan Kürt halkını hiçbir gücün durduramayacağını belirterek, “Kürt sorununun çözümü ve demokratik müzakere koşulları için tek bir yol ve çözüm vardır. Yol, Demokratik Anayasa; çözüm, Sayın Öcalan’dır” dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), 6’ncı Olağan Kongresi’ni Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriyor. “Örgütlü Toplumla Özgür Yaşama Doğru” şiarıyla gerçekleşen kongreye, Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Özgür Kadın Hareketi (TJA), Halkların Demokratik Partisi (HDP), SODAP, SYKP, TİP, Kürdistani İttifak içerisinde yer alan partilerin temsilcileri ile Asrın Hukuk Bürosu avukatları, çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. Divan oluşumu ve saygı duruşuyla başlayan kongrede, tutuklu Kürt siyasetçilerin gönderdikleri mesajlar okundu.
Kongrede, DBP Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, solandaki binlere hitap etti.
BAYINDIR: SESİMİZ İMRALI’YA ULAŞACAK
İlk olarak konuşan Bayındır, “Yüreğine kahramanların adının kazındığı Amed’ten Dersîm’e, Agitlerin varlığıyla kalbini yıkayan Botan’dan dağları yüksek Serhat’a, mücadeleci kadınlar, devrimci gençler ve değerli halkımız burada. Hepiniz hoş geldiniz. Biz biliyoruz ki sesimiz özgür gökyüzünü kanıyla işaretleyen Rojava’ya ulaşacak. Sesimiz dağları özgürlük yuvasına dönüşen Başur’a ulaşacak. Sesimiz Êzidî halkına ulaşacak. Ve elbette sesimiz umut ve beklentilerimizi bir araya getiren İmralı Adası’na ulaşacak. Hepiniz hoş geldiniz” şeklinde konuştu.
‘KÜRDİSTAN’IN BİLRİĞİ İÇİN MÜCADELE’
Bayındır, “Yıllardır bu topraklarda özgürlük mücadelesi yürüten halkımız, ben bir kere daha hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyoruz. DBP temsilciliği bizim için büyük bir onurdur. Partimiz, ağır bedeller üzerinden yüz yıllık kökleri üzerinden bu günlere kadar geldi ve bu yürüyüş özgür günlere kadar devam edecek. Bu kutsal yol arkadaşlığı bizim için eşsiz bir onurdur. Saygıdeğer halkımız. Kürtler dünyanın neresinde olursa olsun, yıllardır temel hakları için ağır bedeller ve mücadele veriyor. Her ne kadar güç ve iktidarlar değişse de temel özellikleri değişmedi ve bu özellikleri Kürtlere karşı düşmanlıklarıdır. Bu güçler sadece Kürtlerin dil ve kültürünü yok etmiyor, toprak, su ve yaşamlarını işgal altına almak ve Kürtlerin varlığını ortadan kaldırmak istiyorlar. Biz DBP olarak dört parça Kürdistan’ın birlik ve ulusal mücadelesini savunuyoruz. Biz bu uğurda sorumluluk almaya hazırız ve üzerimize düşen görevleri yapacağız” ifadelerini kullandı.
ULUS DEVLET POLİTİKALARI
Bayındır, konuşmasına şöyle devam etti: “Kürt halkı kendi arasında ulusal birliği oluşturmadan Kürdistan’daki sorunlar çözülemez. DBP olarak oluşturmak istediğimiz birliktelik demokratik ulus çizgisidir. Demokratik ulusun birinci görevi, Kürdistan’ın dört parçasında ulusal kongre oluşturmaktır. Artık ulusal kongre ertelenemez. DBP olarak tüm siyasi taraflara ve Kürdistani temsilcilere bildiriyoruz, kongrenin oluşturulması için tüm yetkimizle ulusal kongrenin oluşturulmasında tüm sorumluluğu almaya hazırız. Kürdistan’ın bugün yüz yüze kaldığı inkar ve imha politikaları kaynağını ulus devletten alıyor. Tarih boyunca Kürdistan’ın tüm kaynakları işgal altına alındı, inkar ve asimilasyona uğratıldı.
DEMOKRATİK KONFEDERALİZMİ SAVUNUYORUZ
Kürdistan bugün kolanyalizmin yeni metotlarıyla yüz yüze. 12 bin yıllık Hasankêyf’in talan edilmesi, Surların yıkılması, topraklarımızda karakolların kurulması, kadın ve gençlere yönelik özel savaş, mezarlıkların yıkılması yine işgal politikalarının bir parçasıdır. Bizler, Kürdistan’ı işgal altına almak isteyen yaklaşımları kabul etmiyoruz. Kürtlerin en büyük sorunu statü sorunudur. Kürtlerin temel istekleri topraklarında dil, kültür, irade ve önderliklerinin metotlarıyla onurlu bir yaşam sürdürmek istiyor. Kürtlerin bu talepleri ancak demokratik bir anayasayla mümkün. Ekonomik krizden tutun, sağlık, ekolojik, mülteci krizine kadar çoklu krizler dünyanın her yerine yayılmış durumda. Bu krizlerin sebebi kapitalist modernite ve ulus devlet politikalarıdır. Biz DBP olarak ulus devlete karşı demokratik konfederalizmi savunuyoruz. Bu durum karşısında tek çare demokratik konfederalizmdir. Birlikte yaşam için konfederalizm sadece Kürdistan için değil, yılladır savaşın sürdüğü Latin Amerika’ya ve Avrupa’ya kadar alternatif bir model olabilir. Biz DBP olarak köklü siyasi çözümler için demokratik özerkliği savunuyoruz. AKP hükümeti, kayyım politikalarıyla Kürtlerin iradesine el koydu.
ANADİLDE EĞİTİM ÖNCELİKLİ TALEPTİR
AKP-MHP faşizmi, Kürt belediye eşbaşkanları ve vekilleri tutuklayarak Anayasa ve uluslararası sözleşmeleri ayaklar altına aldı. Bununla da Kürtlerin statüsünü 20'nci yüzyıldaki gibi bırakmak istediler. Ortadoğu'nun en kadim dillerinden olan Kürtçe yüzyılı aşkın bir süredir yasaklı. Bu inkar ve yasak zihniyetinin temsilciliğini günümüzde AKP yapıyor. AKP-MHP yönetimi, bir yandan Kürtçeyi televizyon kanallarında Kürt düşmanlığı olarak kullanırken, diğer yandan seçmeli dersleri bir lütuf olarak sunuyor. Anadilde eğitim Kürtlerin en öncelikli talebidir. DBP olarak şartsız bir şekilde Kürtçenin eğitim dili olması ve özgür olmasını savunuyoruz. Bu hakları elde etmek için her dönemden çok mücadelece vereceğiz.
BÜYÜK BİR GÜCE SAHİBİZ
Değerli yoldaşlar, Türkiye ve Kürdistan halklarında milliyetçi ve tekçi iki yol dayatılıyor. Her iki yol da Kürt düşmanlığı ve emeği sömürmek üzerine kurulmuş. Halklarımız bu yolları tercih etmeye mecbur değil. Çünkü her ikisi de aynı yol. DBP olarak bu iki rejim karşısında Üçüncü Yolu kuruyor ve savunuyoruz. Üçüncü Yol, seçim ittifakı ve taktiksel değildir. Stratejik ve uzun bir yoldur. Üçüncü Yol, kendisini 'Kadın Özgürlükçü, Ekolojik ve Demokratik' paradigmadan gücünü alıyor. Politik bir rüyanın ötesinde, yeni bir yaşam inşasının talebidir. Kürtler ve demokratik güçler, Üçüncü Yol stratejisinin kurucusu ve yeni yaşamın öncüleridir. Biz büyük bir güce sahibiz. Bu gücü Kürt sorunu başta olmak üzere bütün sorunların çözümü için seferber edeceğiz. Kürt halkı, demokrasi ve özgürlüklerin kazanımları dışında hiçbir siyaset ve yola destek vermez.
Bugün demokratik siyaseti savunmak çok önemli ve tarihi bir görev. Bugün demokratik siyaseti savunmak aynı zamanda toplumu savunmaktır. Milliyetçi, ırkçı ve tekçi iki rejim karşısında Üçüncü Yol siyasetini geliştiren tek parti HDP'dir. Savaş, emeğin sömürülmesi, ayrımcılık, milliyetçilik, erkek egemen zihniyet ve faşizme karşı direnen tek güç yine HDP'dir. Bundan kaynaklı HDP'yi savunmak aynı zamanda toplumu savunmaktır. DBP olarak HDP zihniyetini savunuyor ve her türlü saldırıya karşı HDP'yi büyütüyoruz.
ŞIRNAK’TA SOYKIRIM VARSA ANKARA’DA DEMOKRASİ OLMAZ
Değerli Kürdistanlılar ve Türkiye halkları, Kürdistan ve Türkiye halklarının kaderi birbirine bağlı. Çünkü bu coğrafyada yaşayan halklar aynı saldırı, ayrımcılık ve baskılarla karşı karşıya. Türkiye'de bugün Kürtler inkar ediliyor, emekçiler eziliyor, kadınlar soykırım saldırılarına maruz kalıyor. Bunları birbirinden ayrı tutamayız. Alevilerin hakları yok sayılıyor. Mülteciler yerlerinden ediliyor. Bunlara karşı durmak Kürdistan ve Türkiye halklarının birlikte mücadelesiyle mümkün. Birlikte yürütülecek mücadeleyle Türkiye'nin demokrasisi Kürdistan'ın özgürlüğü kurulabilir. Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürdistan'ın özgürlüğü birbiriyle bağlı. Eğer Şırnak'ta siyasi soykırım varsa, Ankara'da demokrasi mümkün olamaz.
ÇÖZÜMÜN ADRESİ MECLİS’TİR
Değerli halkımız, imha ve inkar siyasetine karşı çıkan binlerce Kürt şu an cezaevinde. Bu Kürt sorununun çözümünün önündeki en büyük engeldir. Kürt sorununun çözümü için ilk olarak demokratik siyasetin önü açılmalı. DBP olarak, İmralı'da tecrit altında tutulan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan ve diğer tüm siyasi tutukların acilen serbest bırakılmasını istiyoruz. Değerli halkımız ve yoldaşlar, Kürt sorununun çözümü için şeffaf bir demokratik müzakere ortamına ihtiyaç var. Çözüm, demokratik bir Anayasa oluşturmakta. Çözümün asıl muhatabı ise Sayın Öcalan'dır. Dolmabahçe'de okunan mutabakat metni tarihi bir metindi. Ancak AKP iktidarı, savaş isteyenlerle ittifak kurarak, savaşı tercih etti. Türkiye'nin önünde iki seçenek var; Ya Kürtlere karşı savaşı sürdürecek, ki bu durumda bütün Türkiye halkları kaybeder. Ya da çözüm aklını tercih ederek, demokratik çözüm için yeni bir süreç başlatılır. Bir kez daha vurguluyoruz: Çözüm için doğru muhataplar gerekli ve çözümün adresi Meclis'tir.
BU YÜZYIL KÜRTLERİN YÜZYILI OLACAK
Değerli gençler, bu mücadelede en ön saflarda yer alanlar her zaman gençler oldu. Bize öncülük edenler ve yol gösterenler hep devrimci gençler oldu. Bu miras gençlerle bugüne kadar geldi, bu da Kürdistan'a özgürlük Türkiye'ye demokrasi getirecek. Bütün sömürgeci saldırılara karşı gençler bir adım dahi geri atmadı. Sizi saygıyla selamlıyoruz. Değerli halkımız, Bu yüz yıl Kürtlerin yüzyılıdır. Hiçbir güç Kürtlerin önünü kesemez. Kürtler her zaman topraklarını savunacak ve yeni yaşamı kuracak. Bu münasebetle 21 Mart'ın bütün baskı ve zorluklara karşı Kürtlerin özgürlük gününün simgesi olacağını belirtiyoruz. Şimdiden Newroz bayramını kutluyoruz. Bu Newroz Kürtlerin büyük kazanmasının başlangıcı olacak. Zaman, Kürdistan'ın kazanımının zamanadır. Zaman, özgürlük zamanıdır. Zaman, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir Kürdistan'ın kurulması zamanıdır. Barış ve özgürlük umuduyla hepinizi selamlıyorum.”
AYDENİZ: ULUSAL MÜCADELEDE SORUMLULUK ALMAYA HAZIRIZ
DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, anadili Kürtçenin Kirmançkî lehçesinde binleri selamlayarak konuşmasına başladı. Aydeniz, şunları söyledi: “Seyid Rıza’nın, Zarife’nin, Şex Said’in, Qazi Muhhamed’in, Leyla Qasım’ın, Kemal Pir’in, Deniz Gezçmiş’in, Sakine Cansız’ın, Hevrin Xelef in Mehmet Tunç’un Asya Yüksel’in ve binlerce kahramanın yoldaşları! Demokratik Bölgeler Partisi kongresine hepiniz hoş geldiniz. Bu kadim topraklarda yıllardır özgürlük mücadelesi gibi onurlu mücadeleyi yürüten halkın evlatları, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum! Bugün dört bir yandan halkımız, coşkumuza, heyecanımıza, kararlılığımıza güç vermek için, buradayız.
Değerli halkımız, Kürtler bulundukları her yerde temel hakları için uzun yıllardır büyük bir mücadele yürütmüş ve büyük bedeller ödemiştir. Mücadele yürüttükleri güçler ve yönetimler değişse de hepsinin temel özellikleri ‘Kürt düşmanı’ olmalarıdır. Bu güçler Kürtlerin yalnızca dilini, kültürünü yok saymamış, toprağına, suyuna ve yaşamına el koymuş ve Kürtlerin varlığını ortadan kaldırmak istemiştir. Bu tehdidin hala sürüyor olmasının en temel nedeni Kürtlerin mücadelesinin parçalı olmasıdır. Demokratik Bölgeler Partisi olarak bizler dört parça Kürdistan da ortak ulusal mücadeleyi savunuyor ve bu konuda sorumluluk almaya hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Değerli halkımız, Kürdistan’ın bugün karşı karşıya olduğu tehditleri bertaraf etmenin ve sorunları çözmenin yolu ulusal birliğin sağlanmasıdır. Demokratik ulusun ilk adımı Kürdistan’ın dört parçasını temsil eden ulusal kongrenin toplanmasıdır. Bu nedenle ulusal kongrenin daha fazla ertelenmesi mümkün değildir. Demokratik Bölgeler Partisi olarak Kürdistan Ulusal Kongresi’nin toplanması için üzerimize düşen tüm sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğumuzu, Kürdistan’ın bütün siyasi parti ve temsilcilerine ilan ediyoruz.
SÖMÜRGELİĞİ REDDEDİYORUZ
Değerli halkımız, Kürdistan’ın bugün karşı karşıya kaldığı savaş, inkar ve imha politikaları kaynağını tekçi-inkarcı ulus-devlet ve sömürgecilikten almaktadır. 12 bin yıllık tarihi Hasankeyf’in yok edilmesi, Sur’un hafıza-kırıma uğratılması, coğrafyamızın her yerinde barajlar, karakollar, kalekolların inşa edilmesi, özellikle gençlere ve kadınlara yönelik özel savaşın devreye konması ve hatta ölülerimizin dahi sistematik bir biçimde şiddete maruz kalması sömürgeci politikaların sonucudur. Bu nedenle sömürgecilik ve işbirlikçi-ihanetçi güçlere karşı mücadele ilkelerimizin temelidir. Kürdistan’ı sömürge statüsünde tutmak isteyen her türden yaklaşımı ve Kürtler içerisinde buna ortak olan her türlü zihniyeti, reddediyoruz.
TEK ÇÖZÜM DEMOKRATİK ANAYASA
Değerli yoldaşlarım, Kürtlerin yaşadığı sorunların temelinde statü sorunu yatmaktadır. Yüzyılı aşkın bir süredir hem bölgenin statükocu güçleri hem de bu güçleri besleyen hegemonik güçler Kürdistan’ı parçalamış ve statüsüz bırakmıştır. Bakur’dan Rojhilat’a Başur’dan Rojava’ya kadar büyük direnişlerin gerçekleşti. Kürtlerin en temel talebi kendi coğrafyalarında kendi dili, kültürü, iradesi ve yönetim biçimiyle onurlu bir yaşam sürmektir. Kürtlerin bu talepleri ancak katılımcı ve demokratik bir anayasayla hayata geçebilir. Kürtlerin statü sorunu çözülmeden Kürt sorununun çözülemeyeceği gerçeğini bir kez daha belirtiyoruz. Kürtlerin statüsünü tanıyacak Demokratik Anayasa seçeneği dışında hiçbir çözümün bir güvencesi yoktur.
DEMOKRATİK KONFEDERALİZMİ SAVUNUYORUZ
Değerli halkımız, derin yoksulluktan tutalım sağlık alanında yaşanan krize, ekolojik yıkımdan tutalım mülteci krizine, tekçi totaliter rejimlerin baskısından tutalım toplumsal cinsiyet alanında cins-kırım şeklinde vuku bulan cinsiyet krizine kadar bugün dünya halkları birçok felaketle karşı karşıyadır. Bu çoklu krizlerin temelinde kapitalist modernite ve bu rejimin zemini olan ulus-devlet sistemidir. Demokratik Bölgeler Partisi, ulusa-devletin tekçiliğine karşı Demokratik Konfederalizmi savunuyoruz. Konfederalizm yalnızca Kürdistan’da değil Ortadoğu ve hatta uzun yıllardır çatışmaların süre gittiği Latin Amerika’dan Afrika’ya ve Avrupa’ya kadar bir arada yaşamanın alternatif çözüm modeli olabilir.
DEMOKRATİK ÖZERKLİK MODELİ
DBP olarak bizler, Kürdistan’da olduğu gibi Ortadoğu’nun bütününde süregiden otoriter ve baskıcı ulus-devletlerin haklara yıkımdan başka bir şey getirmediğini biliyoruz. Ancak Demokratik Özerk bir yönetim modelli bu coğrafyada hakların rızasını esas alıp demokratik bir katılım üzerine inşa edilebilir. DBP olarak temel siyasi çözüm için Demokratik Özerliği savunuyoruz. AKP iktidarı son yıllarda devreye koyduğu kayyım politikalarıyla Kürtlerin seçme ve seçilme iradesini gasp etmiştir. AKP-MHP faşizmi Kürtlerin seçilmiş milletvekillerini, eş belediye başkanlarını görevden alarak, Anayasayı, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı Kürtleri temel haklardan mahrum etmek için askıya alarak 20. yüzyıldaki koşulları dayatmaktadır.
ANADİLDE EĞİTİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR
Yine, Ortadoğu’nun en kadim dillerinden olan Kürtçe yüzyılı aşkındır alenen yasaklanmış durumdadır. Bu inkâr siyasetinin ve yasakçı zihniyetin son halkası bugün AKP iktidarıdır. AKP/MHP yönetimi bir taraftan devletin resmi kanalında Kürtçeyi Kürt düşmanlığının propaganda aracı yaparken diğer taraftan seçmeli dersi bir lütufmuş gibi sunuyor. Anadilde eğitim Kürtlerin en büyük talebi ve hiçbir koşulda vazgeçmeyeceği kırmızı çizgisidir! Biz koşulsuz olarak anadilde eğitimin kamusal alan başta olmak üzere yaşamın her alanında özgürce yaşamasını savunuyoruz. Bunun için her zamankinden daha büyük bir mücadele ortaya koyacağız!
DBP İNŞA GÜCÜDÜR
Değerli arkadaşlar, yüzyıldır Türkiye ve Kürdistan halklarına; tekçi, ulusalcı, milliyetçi, cinsiyetçi iki hegemonik yönetim rejimi dayatılmaktadır. Bugün topluma dayatılan iki kutuplu siyaset anlayışı da devletçidir. Emek sömürüsüne dayanır, kadın düşmanıdır. İki anlayış da kendini Kürt düşmanlığından kurtaramamışlardır. Halklarımız bu anlayışlara mecbur değildir. DBP bu iki rejim karşısında Üçüncü Yol’un savunucusu ve inşa gücüdür. Üçüncü Yol bir seçim ittifakı değildir. Dönemsel ve taktiksel değil, stratejik ve uzun erimli hattın adıdır! Üçüncü Yol ‘Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü Paradigma’ üzerine yükselen bir yaşam tahayyülüdür. Yalnızca siyasi bir tahayyül değil, toplumsal, ekonomik, ekolojik ve toplumsal cinsiyet yönleriyle yeni bir yaşam inşası talebi ve iradesidir.
DEMOKRATİK İTTİFAKI SELAMLIYORUZ
Kürtler ve demokrasi güçleri Üçüncü Yol stratejisiyle Türkiye siyaset sahnesinde oyun kurucudur. Ciddi bir siyasi ve toplumsal birikime, deneyime, etkiye ve güce sahibiz. Bizler bu gücümüzü, Kürt sorunun çözümü başta olmak üzer karşı karşıya olduğumuz bütün sorunların çözümü için seferber edeceğiz. Kürt Halkı, özgürlük ve demokrasinin büyük kazanması dışındaki hiçbir yaklaşıma payende olmayacaktır. Çok kıymetli Türkiye halkları, 3.Yolun inşası, demokratik ittifakı en geniş toplumsal zeminini büyütmekten geçmektedir. Demokratik İttifakın inşasında Demokrasi İttifakı da önemli bir yere sahiptir. Daha dönemsel olan ancak halkların yararına olan bütün girişimler Demokrasi İttifakı bünyesine ve etrafında bir mücadele hattı oluşturmalılar. DBP olarak, demokratik ittifakı en güçlü şekilde savunuyoruz.
HDP’Yİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ
Değerli halkımız, Türkiye’de bugün demokratik siyaseti savunmak önemli bir sorumluluktur. Bu sorumluluk en fazla siyasetin omzundadır. Demokratik siyaseti savunmak bugün toplumu savunmaktır! Cumhuriyet tarihi boyunca bu ülkede hiçbir zaman inşa edilmemiş demokrasi, 20 yıldır yönetimde olan toplum düşmanı AKP iktidarı tarafından tamamen yok edilmiştir. Tekçi Cumhuriyet rejiminde soykırımdan geçilen hakların ve inançların kendi varlığıyla yer aldığı, ulusalcı, milliyetçi, tekçi iki rejime karşı Üçüncü Yol siyasetini inşa eden tek parti HDP’dir. Savaşa, emek sömürüsüne, ayrımcılığa, ırkçılığa, faşizme ve erkek egemenliğine karşı mücadele eden tek partidir. Bu nedenle HDP’yi savunmak halkı ve toplumu savunmaktır. DBP olarak HDP ve fikriyatını, savunmaya, karşı karşıya kaldığı bütün tehlikeleri bertaraf etmeye ve HDP’yi büyütmeye devam edeceğiz.
TÜRKİYE’YE DEMOKRASİ KÜRDİSTAN’A ÖZGÜRLÜK
Değerli Kürdistanlılar ve Türkiye halkları, Kürdistan halklarının kaderi ile Türkiye halklarının kaderi birbirine bağlıdır. Bu coğrafyada yaşayan hakların maruz kaldığı baskı, şiddet ve sömürü de benzer olduğu için bu kader ortaklığı söz konusudur. Kürdistan nede Türkiye hakları şuan maruz bırakıldıkları kadere mecbur değildir. Bugün sömürü çarkının dişlisine ilk takılanlar inkâr edilen ve hatta varlığı ortadan kaldırılmak istenen Kürtler, açlık sınırına mahkûm edilen işçi ve emekçiler, kırım düzeyinde bir şiddetle karşı karşıya bırakılan kadınlar, tarih boyunca inançları dolayısıyla baskılanan ve yok sayılan Aleviler ve hegemonik savaşlar sebebiyle yerini ve yurdunu terk etmek zorunda bırakılan mültecilerdir. Bu sömürü çarkına karşı çıkmak Türkiye ve Kürdistan’da eş zamanlı gerçekleşecek mücadele ile mümkündür. Ortak mücadele birliği Türkiye’de demokrasiyi Kürdistan’a özgürlüğü getirecektir.
ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ
Kürtleri topyekûn imhasına ve ülkenin bütün kaynaklarını savaşa peşkeş çekilmesine karşı çıkan binlerce Kürt, yıllardır cezaevlerinde rehin tutulmaktadır. Bu uygulama, Kürt sorunun daha da çözümsüz hale gelmesinin en önemli nedenlerindendir. Kürt sorununu çözmek için atılacak ilk adım Kürdün özgür koşullarda siyaset yapmasına olanak tanımaktır. DBP olarak cezaevinde rehin tutulan başta Sayın Öcalan olmak üzere bütün siyasi tutsakların derhal serbest bırakılması gerekir.
DOLMABAHÇE TARİHİ BİR ADIMDIR
Değerli halkımız, sevgili yoldaşlarım, Kürt sorununun çözümü ve demokratik müzakere koşulları için tek bir yol ve çözüm vardır. Yol; Demokratik Anayasa, çözüm ise İmralı’da Sayın Öcalan’dır. Dolmabahçe Mutabakatı ve o mutabakatta okunan metin Kürt sorunun çözüme kavuşturulmasında tarihi bir adımdı. Fakat AKP iktidarı savaştan beslenen güçlerle ittifak kurarak binlerce Kürt ve Türk gencinin yaşamı pahasına sözüm ona çözüm sürecini ‘buzdolabına’ kaldırıp mutabakatı reddederek savaşı seçti. Savaş siyasetinin ne ülkemizde ne de Dünyada sorunları çözmediğini canlı bir şekilde bugünlerde saldırıların merkezi olan Ukrayna’da tanıklık ediyoruz.
KADINLARIN DİRENİŞ MİRASI
Sevgili kadınlar, değerli halkımız; erkek egemenliği yalnızca ülkemizde değil bütün dünyada süregiden temel sorundur. 5 bin yıllık sınıflı toplumdan ve son halkası olan kapitalist moderniteden beslenen erkek egemenlikli devletçi sistem köklü bir sistemdir. DBP ve geleneğini miras aldığı partiler bu alanda ciddi mekanizmalar inşa etmiştir. Kürt Kadın Hareketi yarım asırdır erkek egemenliğine karşı mücadele vermektedir. Kadın özgürlükçü bir yaşam kurmak için ciddi kazanımlar elde etmiştir. Partimiz DBP, Kürt Kadınlarının görkemli mücadelesinin, Türkiye feminist hareketinin kazanımlarını da Ortadoğu’daki kadınların muazzam direnişini de miras almaktadır.
SİYASETİN HER KADEMESİNDE EŞİT TEMSİLİYET
Kürt kadın hareketi, Kadınların siyasetin dışına itilmesine karşı kadınların siyasete aktif katılımını sağlamak için eşbaşkanlık sistemini büyük bir direniş ve mücadele ile hayata geçirdik. Eşbaşkanlıkla yalnızca yönetimlerimizin başkanlıklarında değil, siyasetin her kademesinde eşit temsiliyeti ve katılımı esas alıyoruz. Toplumsal alanda ve siyaset sahnesinde bir devrim gerçekleştirdik. Yerel yönetimlerde bir ilki gerçekleştirerek eşbaşkanlık sistemini dünyada ilk defa belediyelerde uygulayan parti olduk. Bu ülkemizdeki kadın mücadelesinin gururu ve onurudur. Bu dünya kadın mücadelesine armağanımızdır. Eşbaşkanlık sistemi bugün AKP/MHP’nin saldırısı altında. Ancak AKP/MHP iktidarının bu kadın düşmanı tutumu karşısında kadınlar tek bir adım dahi geri atmadı. Burada bu mücadeleyi yürüten bütün kadın yoldaşlarımızı selamlıyoruz.
EŞBAŞKANLIĞI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Eşbaşkanlık, erkek egemen iktidarlara ve yönetimlere karşı, kadın özgürlükçü bir toplumu yaratmada hem Türkiye hem Ortadoğu hem de dünya için ciddi bir alternatif modeldir. Bu nedenle milyonlarca kadın bugün bu sistemi savunuyor. Kadın düşmanı AKP/MHP iktidarı bu nedenle Kürt kadınlarına saldırıyor ve rehin alıyor. Bugün Semra Güzel’in şiddetin hedefi haline gelmesinin bir sebebi kadın özgürlük mücadelesinin bir parçası olmasıdır. Ancak Semra Güzelin hikayesi Kürtlerin hikayesidir. Semra yoldaşımız, sürekli bir biçimde şiddetin kıskacında tutulan bir halk olan Kürt halkının direnişçi bir evladıdır. Barış sürecinde sevdiklerinin peşine düşen binlerce aile, arkadaş ve yoldaştan biridir. Bu saldırılara karşı eş zamanlı mücadele eden, ömürlerini kadın özgürlük mücadelesine adadığı için bugün cezaevlerinde rehin tutulan Sabahat Tuncer, Aysel Tuğluk, Ayşe Gökkan, Gültan Kışanak, Leyla Güven ve Figen Yüksekdağ şahsında bütün kadınları selamlıyorum. Demokratik Bölgeler Partisi olarak eş başkanlık sistemini savunmaya, korumaya ve hayata geçirmeye devam edeceğiz.
KADIN MÜCADELESİNDEN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ
Kadınlar olarak yüz yılı aşkındır yürüttüğümüz bir mücadeleyle ilmek ilmek dokuyarak oluşturduğumuz kadın kazanımlarımız, kadın değerlerimiz gece yarısı kararnamelerle el konuldu. Kadın mücadelesinin büyük mücadelesinin sonucu olan İstanbul Sözleşmesi tek adamın imzasıyla bir gece yarısı fes edildi. Bu iktidar bu şekilde kadın-kırımına onay vermiştir. İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddetle mücadelede son derece etkin bir yasal düzenlemedir. Tüm kadın kazanımlarını geri almak, korumak, büyütmek için bir an bile kadın mücadelesinden geri adım atmayacağız.
Bu vesileyle asırlardır süren görkemli kadın mücadelesinin zafer sembolü olan 8 Mart’ı şimdiden kutluyoruz! Bütün kadınların 8 Mart kadınlar günü kutlu olsun! Sömürüye, şiddete, ayrımcılığa ve erkek egemenliğine karşı mücadelenin sembol günü 8 Marttır! Bu görkemli mücadelenin öncüsü kadınlara selam olsun. Selam olsun sokakta, tarlada, evde, fabrikada; bulundukları her yerde emekleriyle dünyanın dönmesini sağlayan bütün kadınlara. Selam olsun şu an 8 Mart için her yeri mücadele ve direniş alanına dönüştüren kadınlara. Jin, Jiyan, Azadi!
GENÇLERİN MÜCADELESİ
Değerli gençler, mücadelemizin öncü gücü, yoldaşlarım, bu mücadelede en büyük direnişi ortaya koyan, kurucu fikriyatı inşa eden, en önde koşan hep gençler oldu. Bu gelenek genç başladı, gençlerle başladı ve gençlerle Kürdistan’a özgürlüğü, Türkiye’ye demokrasi getirecektir. Sömürgeci devletlerin bütün baskı ve şiddetine rağmen, genç erkekler ve genç kadınlar tek bir adım dahi geri atmadı. Sizler özgürlük mücadelesinin dünü, bugünü ve geleceğisiniz. Bu halkın gururu bu toplumun umudusunuz. Hepinizi büyük zaferimize olan inancımızla selamlıyoruz.
ŞİMDİ ÖZGÜRLÜK ZAMANI
Bu yüzyıl Kürtlerin yüzyılı olacaktır. Zafere koşan Kürt halkını hiçbir güç durduramayacaktır. Kürtler yaşadıkları coğrafyaları demokratikleştirecek kendi topraklarında özgür bir yaşam sürecektir. Özgürlük mücadelesi veren bir halkı hiçbir güç engelleyemez! Bu vesileyle, Kürtlerin zulme karşı direnişinin, zalime karşı zaferinin ve sömürgeciliğe karşı özgürlüğünün sembol günü olan 21 Mart’ı büyük bir coşkuyla kutlayacağımızı ilan ediyoruz. Hepinizin Newroz’nu şimdiden kutluyorum. Bu Newroz Kürtlerin büyük zaferinin başlangıcı olacaktır! Şimdi Kürdistan’da büyük kazanma zamanı. Şimdi özgürlük zamanı. Şimdi demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü Kürdistan’ı inşa zamanı. Hepinizi saygıyla, barış ve özgürlük umuduyla selamlıyorum.”
DBP PARTİ MECLİSİ
Parti Meclisi: “Abdullah Ekelik, Abdurrahman Sever, Adnan Akgül, Asiye Kolçak, Ayfer Balıkçı, Aynur Sarıca, Dilber Demir, Emel Temel, Emine Caynak, Eşref Yaşar, Faruk Tatlı, Gülderen Varlı, Gülşen Sincar, Mehmet Şirin Tunç, Mustafa Mesut Tekik, Nazım Kök, Ökkeş Kaval, Şirin Altay, Yüksel Mutlu, Zekiye İlbasan”
Yedek PM üyeleri: “Atilla Özdoğan, Ayhan Akgül, Cemil Akış, Deniz Yıldız, Fatma Yılmaz, Hasan Hayri Dikilitaş, İrfan Kandemir, Kadir Konur, Kıymet Temel, Mehmet Ali Bora, Mehmet Emin Aras, Nurten Üzümcü, Rıdvan Aslan, Salih Mevali, Salih Tekin, Selehattin Aslan, Seyhan Başak, Songül Kösen, Şevket Kalındamar, Tefik Şad”
Merkez Disiplin Kurulu Asil üyeleri: “Abdulkani Alkan, Garip Kandemir, Hamdi Bilek Turgay, İmam Özçelik, Musa Zorbay, Neslihan Acar, Raife Özbey”
Merkez Disiplin Kurulu Yedek üyeleri: “İsmail Kıno, Yakup Demir”
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: