Antik Çağ'da kayaları oyup kanal yaparak şehre su getirmişler
Kentte Beylik Suyu'nun 5 kilometre uzaklıktaki köyden kent merkezine taşınması amacıyla antik dönemde inşa edilen ve 1925'e kadar kullanılan su yolu havzası, kayalardaki oymalar, bent ve kemerleriyle dikkati çekiyor - BŞEÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Refik Arıkan: - "Tamamen insan gücüne dayanan, makineleşmenin olmadığı o yıllarda, kayaları tıraşlamak ve içine bir su kanalı açmak gerçekten çok zor olmalı. Bu bize şunu hatırlatmalı; su, kolay elde ettiğimiz bir şey değil ve bugün de çok kolay tüketmemeliyiz"
Yayınlanma :
09.01.2021 12:00
Güncelleme :
09.01.2021 12:00
"Burada Angelakoma adlı büyük bir antik kentten bahsediyoruz. Muhtemelen su kaynağı bu antik kente aitti. Sarnıçlar vasıtasıyla su çıkarılıyordu. Bölgede kurulan değirmenlerde atların sulanması da bu su bentleriyle yapılmaktaydı. Tamamen insan gücüne dayanan, makineleşmenin olmadığı o yıllarda, kayaları tıraşlamak ve içine bir su kanalı açmak gerçekten çok zor olmalı. Bu bize şunu hatırlatmalı; su, kolay elde ettiğimiz bir şey değil ve bugün de çok kolay tüketmemeliyiz. Antik çağlardan gelen gelenek günümüze kadar da devam etmiş. Burada 1925 yılında döşenmiş dökme borularla şehre modern dönemde de su taşındığını görüyoruz."Arıkan, bölgedeki kalıntı ve yapıların, suyun ne kadar değerli olduğunu gösterdiğini vurguladı.- "Kente taşınan su, ipek üretimi ve işlemeciliğinde de kullanıldı"Bilecik'in, Osmanlı döneminde halkın geçim kaynaklarından ipek üretimi ve işlemeciliğinin en önemli merkezlerinden bir olduğunu dile getiren Arıkan, "Bilecik'te koza tesisi var. Tesiste çok su lazımdı ve bu Beylik Suyu aynı zamanda o tesisinin işlemesi için de kullanıldı. Geçmişten günümüze kadar ulaşan bir kullanım alanı vardı suyun. Teraziyle getirilen su, kemerle karşıya geçirilmiş ve su kemerinin ne kadar eski olduğunu fosilleşmiş ağaçlardan, Roma harcından yapıldığını anlayabiliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.Arıkan, Beylik Suyu Havzası'nda önemli mimari yapıların bulunduğunu aktardı.Özellikle Kalderek Deresi üzerinde bulunan iki gözlü sivri kemerin dikkati çektiğine değinen Arıkan, "Bu kemerin, antik su kemerlerinden işleyiş bakımından da farklı olduğu görülmektedir. Üzerinde iki su yolunun olması ve ortasında da tarlalara giden insanların geçebilmesi için patika yol döşenmesi bu farklılıklardandır." dedi.Doç. Dr. Arıkan, suyun tüm medeniyetler için gerekli ve değerli olduğunu belirtti.Eski medeniyetlerin suyu elde etmek için büyük çabalar harcadığına işaret eden Arıkan, "Bugün evimizde açtığımız musluktan su geldiğinde çok kolaylıkla bunu tüketiyoruz ama eski dönemlerde, antik dönemlerde insanların suya ulaşması bu kadar kolay değildi." ifadesini kullandı.
Anadolu Ajansı
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: