Petrol-İş Gebze Şubesinin örgütlü olduğu Plascam’da dört yıldır çalışan kadın işçi Hasret Kanat, doğum izninin bitiminin hemen ardından işten çıkarıldı. Kanat’ın işten atılması, fabrikada “Kriz ve üretimde daralma” gerekçesiyle sürdürülen toplu işten çıkarmaların kadın işçiler üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.
Gebze Pelitli'de bulunan Plascam'da açıklama öncesi patron işçilerin servisini arka kapıya aldı. Buraya "Yaşasın dayanışması", "Krizin yükü patronlara" ve "İşten atmalar yasaklansın" sloganlarıyla yürüyüş gerçekleştirildi. Açıklama esnasında ise yapılan konuşmalar içeriden duyulmasın diye sürekli "iş güvenliği önlemlerinin anlatıldığı" bir anons yapıldı. Açıklamayı bastırmaya çalışan patron, bu sefer de fabrikada vardiyadan çıkan işçileri diğer kapıdan çıkartarak Hasret Kanat ile buluşmalarını engelledi. Kanat, "İnsanların hangi koşullarda çalıştırıldığına göz yumanlar şimdi burada işçi sağlığı ve iş güvenliği anonsu yapıyor, bizim sesimizi bastırmaya çalışıyorlar. Bu işçi düşmanlığını, hak arama düşmanlığını bir kez daha teşhir ediyoruz" dedi.
Kanat’ın işten atılmasına karşı fabrika önünde yapılan açıklamaya Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan, CHP Gebze Kadın Kolları, Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, Gülsuyu Gülensu Kadın Dayanışma Derneği, Eğitim Sen Kocaeli 2 No’lu Şube, TMMOB MMO Gebze Temsilciliği, Gebze İşçilerin Birliği Derneği, DGD-SEN, Umut-Sen, Ardahan Çamlıçatak Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile çok sayıda siyasi parti ve emek örgütü katıldı. Ayrıca Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan ve DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar da birer konuşma yaptı.
‘Krizde ilk gözden çıkarılan yine kadınlar’Fabrika önünde konuşan Hasret Kanat, Plascam’da yüzlerce işçinin işten atıldığını, bu işten çıkarmalarda kadın işçilerin kayda değer bir yer tuttuğunu belirterek, “Her krizde olduğu gibi yine ilk gözden çıkarılanlar kadın işçiler oldu” dedi. Bunun nedeninin kadın emeğinin hâlâ ikincil görülmesi olduğunu vurgulayan Kanat, kadınların çalışmasının “ev ekonomisine katkı” olarak tanımlandığını, bu nedenle de iş güvencesinin patronların iki dudağı arasına sıkıştırıldığını ifade etti.
Kanat, işçileri koruyacak yasal düzenlemelerin ve toplu iş sözleşmesi maddelerinin fiilen işlemediğine dikkat çekerek, TİS’lerde yer alan tenkisat maddelerinin çoğu zaman “bir kenar süsü” muamelesi gördüğünü söyledi. Patronların bu maddelere uymadığında herhangi bir yaptırımla karşılaşmadığını dile getiren Kanat, “Bu keyfiliğe bir an evvel son verilmeli. İşçileri, özellikle kadın işçileri koruyacak gerçek bir iş güvencesi istiyoruz” dedi.
‘Doğum izni, süt izni, kreş hakkı patrona yük’Krizin faturasının kadın işçilere yalnızca işten çıkarmalarla kesilmediğini vurgulayan Kanat, kazanılmış hakların da saldırı altında olduğunu söyledi. Doğum izni, süt izni ve kreş hakkının patronlar tarafından birer “maliyet kalemi” olarak görüldüğünü ifade eden Kanat, doğum izninin bitiminde işten atılan kadınların yanı sıra hamile kaldığı için işten çıkarılan kadın işçilerin de bulunduğunu aktardı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın doğum izninin artırılmasına yönelik yasa hazırlığı açıklamalarını hatırlatan Kanat, Bakanlığa doğrudan seslendi: “Benim gibi doğum iznini kullanıp işbaşı yapmaya hazırlanan ama işten çıkarılan kadın işçiler için de bir şey yapmayı düşünüyor musunuz? Plascam patronunun bu hukuk tanımaz tutumu karşısında nasıl bir adım atacaksınız?”
2025 yılının “aile yılı” ilan edilmesini de eleştiren Kanat, doğum izninin artırılmasının ve çocuk sayısına göre destek vaatlerinin, kadın işçilerin iş güvencesi sağlanmadıkça bir anlam taşımadığını söyledi. Metal iş kolunda patron sendikası MESS’in süt iznini gasbetme girişimlerine sessiz kalındığını, kamu kreşlerinin kapatılmasının tartışıldığını hatırlatan Kanat, “Her davranışınızla patronların kadın işçilerin haklarını gasbetmesinin yolunu açıyorsunuz. Bunu kabul etmiyoruz” diye konuştu.
‘Aylardır doğum iznindeydim, performanstan mı attılar?’Haksız ve hukuksuz biçimde işten atıldığını vurgulayan Kanat, bugün yalnızca kendisi için değil, Plascam’dan çıkarılan 94 işçi ve işten atılan temsilci arkadaşları için de mücadele ettiğini söyledi. “Aylardır doğum iznindeyim. Herhalde beni performanstan işten atmış olamazlar” diyen Kanat, fabrikada kendisiyle birlikte yaklaşık 40 kadın işçinin işten çıkarıldığını belirtti.
İnsan kaynaklarının “Kadınlardan daha çok erkek işçi attık” söylemini de eleştiren Kanat, işten çıkarmaların cinsiyet üzerinden meşrulaştırılamayacağını ifade ederek, “Ne kadın ne de erkek işçiler, sizin zenginliğinizin ve kârınızın kaynağı olan işçiler, sırf kâr oranlarınız düştü diye işten atılamaz” dedi. İşçilerin patronların “Kullanıp atacağı makine parçaları” olmadığını vurgulayan Kanat, burada açıkça bir kadın işçinin kazanılmış haklarına saldırı olduğunu söyledi.
‘Bütünlüklü bir mücadeleye ihtiyaç var’Kanat, iş güvencesinin ayaklar altına alındığı bu tablo karşısında sendikaların ve örgütlü mücadelenin önemine işaret ederek, işçilerin işten atılma tehdidiyle sindirilmesine karşı birliğin yeniden sağlanması gerektiğini dile getirdi. İşten atmaların yasaklanmasını, toplu sözleşmelerde işverenlerin keyfi ve hukuksuz uygulamalarını engelleyecek düzenlemelerin hayata geçirilmesini talep eden Kanat, özellikle kadın işçilerin kazanılmış haklarının hedef alındığı bu dönemde işçi kadınları mücadeleyi büyütmeye ve birleştirmeye çağırdı.Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan, "Hasret arkadaşımızın nezdinde, bütün işten çıkarılan kadın arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Bir kez daha buradan sesleniyoruz, işçiler açken patronlara huzur bırakmayacağız" dedi. 'Hasret'e sahip çıkmak kendine sahip çıkmaktır'DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ise, "Memlekette ne zaman kriz dillendirilse, ne zaman kemer sıkma denilse ilk önce fabrikalarda kadın işçiler işinden ediliyor. Özellikle sendikalı, toplu sözleşme yapılan, mücadele tarihleri bulunan fabrikalarda işçiler patır patır işten atılıyorsa bunun sorumlularından birisi de sendikalarıdır. Burada olmamızın bir diğer nedeni de; Hasret Gebze bölgesinde nerede bir kadın işçi işten atılsa, ne zaman bir direniş olsa orada olan simge kadın işçilerde biridir. O yüzden bütün kadın işçilere bu sesi ulaştırmak istiyoruz. Bugün Hasret'e sahip çıkmak kendi ekmeğine, onuruna, yaşam hakkına sahip çıkmaktır" diye konuştu. 'Bir gün işçi sınıfına hesap vermek zorunda kalacaklar'Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, sermayenin işçilere ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalıştığını ifade etti. "Saray'dan güç alıyorlar" diyen Bayhan, sendikalar için ise, "Ne yazık ki bu sıkışmışlığı küçük uzlaşmalarla, palyatif çözümlerle bu süreci atlatmaya çalışıyorlar. Bu işkenceye dönüşen, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan işçi sınıfımızı ölümle sıtma arasına sıkıştıran düzenle kaçarak, idare ederek, tek başımıza baş edemeyiz. Sendikalarımızın yönetimlerinde gerçek bir sınıf sendikacılığını egemen kılarak, fabrikalarda işçiler olarak kenetlenerek, sadece daha iyi ücret almak için değil, her alanda birlikte mücadele ederek bunlarla baş edebiliriz. Doğum iznini kullandıktan sonra fabrikaya gelir gelmez işten atılan bir kadın işçinin çalıştığı sendikalı fabrikada ne toplu sözleşmenin, ne kalan işçilerin, ne de sendikacıların güvencesi var. Bu ülkede ya işçi sınıfının bilinçli, örgütlü mücadelesi kazanacak, ya da sermaye ve onun sömürü düzeninin ara formülleriyle dolanıp duranlar bir gün işçi sınıfına hesap vermek zorunda kalacaklar" dedi.
Gebze Pelitli'de bulunan Plascam'da açıklama öncesi patron işçilerin servisini arka kapıya aldı. Buraya "Yaşasın dayanışması", "Krizin yükü patronlara" ve "İşten atmalar yasaklansın" sloganlarıyla yürüyüş gerçekleştirildi. Açıklama esnasında ise yapılan konuşmalar içeriden duyulmasın diye sürekli "iş güvenliği önlemlerinin anlatıldığı" bir anons yapıldı. Açıklamayı bastırmaya çalışan patron, bu sefer de fabrikada vardiyadan çıkan işçileri diğer kapıdan çıkartarak Hasret Kanat ile buluşmalarını engelledi. Kanat, "İnsanların hangi koşullarda çalıştırıldığına göz yumanlar şimdi burada işçi sağlığı ve iş güvenliği anonsu yapıyor, bizim sesimizi bastırmaya çalışıyorlar. Bu işçi düşmanlığını, hak arama düşmanlığını bir kez daha teşhir ediyoruz" dedi.
Kanat’ın işten atılmasına karşı fabrika önünde yapılan açıklamaya Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan, CHP Gebze Kadın Kolları, Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, Gülsuyu Gülensu Kadın Dayanışma Derneği, Eğitim Sen Kocaeli 2 No’lu Şube, TMMOB MMO Gebze Temsilciliği, Gebze İşçilerin Birliği Derneği, DGD-SEN, Umut-Sen, Ardahan Çamlıçatak Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile çok sayıda siyasi parti ve emek örgütü katıldı. Ayrıca Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan ve DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar da birer konuşma yaptı.
‘Krizde ilk gözden çıkarılan yine kadınlar’Fabrika önünde konuşan Hasret Kanat, Plascam’da yüzlerce işçinin işten atıldığını, bu işten çıkarmalarda kadın işçilerin kayda değer bir yer tuttuğunu belirterek, “Her krizde olduğu gibi yine ilk gözden çıkarılanlar kadın işçiler oldu” dedi. Bunun nedeninin kadın emeğinin hâlâ ikincil görülmesi olduğunu vurgulayan Kanat, kadınların çalışmasının “ev ekonomisine katkı” olarak tanımlandığını, bu nedenle de iş güvencesinin patronların iki dudağı arasına sıkıştırıldığını ifade etti.
Kanat, işçileri koruyacak yasal düzenlemelerin ve toplu iş sözleşmesi maddelerinin fiilen işlemediğine dikkat çekerek, TİS’lerde yer alan tenkisat maddelerinin çoğu zaman “bir kenar süsü” muamelesi gördüğünü söyledi. Patronların bu maddelere uymadığında herhangi bir yaptırımla karşılaşmadığını dile getiren Kanat, “Bu keyfiliğe bir an evvel son verilmeli. İşçileri, özellikle kadın işçileri koruyacak gerçek bir iş güvencesi istiyoruz” dedi.
‘Doğum izni, süt izni, kreş hakkı patrona yük’Krizin faturasının kadın işçilere yalnızca işten çıkarmalarla kesilmediğini vurgulayan Kanat, kazanılmış hakların da saldırı altında olduğunu söyledi. Doğum izni, süt izni ve kreş hakkının patronlar tarafından birer “maliyet kalemi” olarak görüldüğünü ifade eden Kanat, doğum izninin bitiminde işten atılan kadınların yanı sıra hamile kaldığı için işten çıkarılan kadın işçilerin de bulunduğunu aktardı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın doğum izninin artırılmasına yönelik yasa hazırlığı açıklamalarını hatırlatan Kanat, Bakanlığa doğrudan seslendi: “Benim gibi doğum iznini kullanıp işbaşı yapmaya hazırlanan ama işten çıkarılan kadın işçiler için de bir şey yapmayı düşünüyor musunuz? Plascam patronunun bu hukuk tanımaz tutumu karşısında nasıl bir adım atacaksınız?”
2025 yılının “aile yılı” ilan edilmesini de eleştiren Kanat, doğum izninin artırılmasının ve çocuk sayısına göre destek vaatlerinin, kadın işçilerin iş güvencesi sağlanmadıkça bir anlam taşımadığını söyledi. Metal iş kolunda patron sendikası MESS’in süt iznini gasbetme girişimlerine sessiz kalındığını, kamu kreşlerinin kapatılmasının tartışıldığını hatırlatan Kanat, “Her davranışınızla patronların kadın işçilerin haklarını gasbetmesinin yolunu açıyorsunuz. Bunu kabul etmiyoruz” diye konuştu.
‘Aylardır doğum iznindeydim, performanstan mı attılar?’Haksız ve hukuksuz biçimde işten atıldığını vurgulayan Kanat, bugün yalnızca kendisi için değil, Plascam’dan çıkarılan 94 işçi ve işten atılan temsilci arkadaşları için de mücadele ettiğini söyledi. “Aylardır doğum iznindeyim. Herhalde beni performanstan işten atmış olamazlar” diyen Kanat, fabrikada kendisiyle birlikte yaklaşık 40 kadın işçinin işten çıkarıldığını belirtti.
İnsan kaynaklarının “Kadınlardan daha çok erkek işçi attık” söylemini de eleştiren Kanat, işten çıkarmaların cinsiyet üzerinden meşrulaştırılamayacağını ifade ederek, “Ne kadın ne de erkek işçiler, sizin zenginliğinizin ve kârınızın kaynağı olan işçiler, sırf kâr oranlarınız düştü diye işten atılamaz” dedi. İşçilerin patronların “Kullanıp atacağı makine parçaları” olmadığını vurgulayan Kanat, burada açıkça bir kadın işçinin kazanılmış haklarına saldırı olduğunu söyledi.
‘Bütünlüklü bir mücadeleye ihtiyaç var’Kanat, iş güvencesinin ayaklar altına alındığı bu tablo karşısında sendikaların ve örgütlü mücadelenin önemine işaret ederek, işçilerin işten atılma tehdidiyle sindirilmesine karşı birliğin yeniden sağlanması gerektiğini dile getirdi. İşten atmaların yasaklanmasını, toplu sözleşmelerde işverenlerin keyfi ve hukuksuz uygulamalarını engelleyecek düzenlemelerin hayata geçirilmesini talep eden Kanat, özellikle kadın işçilerin kazanılmış haklarının hedef alındığı bu dönemde işçi kadınları mücadeleyi büyütmeye ve birleştirmeye çağırdı.Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan, "Hasret arkadaşımızın nezdinde, bütün işten çıkarılan kadın arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Bir kez daha buradan sesleniyoruz, işçiler açken patronlara huzur bırakmayacağız" dedi. 'Hasret'e sahip çıkmak kendine sahip çıkmaktır'DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ise, "Memlekette ne zaman kriz dillendirilse, ne zaman kemer sıkma denilse ilk önce fabrikalarda kadın işçiler işinden ediliyor. Özellikle sendikalı, toplu sözleşme yapılan, mücadele tarihleri bulunan fabrikalarda işçiler patır patır işten atılıyorsa bunun sorumlularından birisi de sendikalarıdır. Burada olmamızın bir diğer nedeni de; Hasret Gebze bölgesinde nerede bir kadın işçi işten atılsa, ne zaman bir direniş olsa orada olan simge kadın işçilerde biridir. O yüzden bütün kadın işçilere bu sesi ulaştırmak istiyoruz. Bugün Hasret'e sahip çıkmak kendi ekmeğine, onuruna, yaşam hakkına sahip çıkmaktır" diye konuştu. 'Bir gün işçi sınıfına hesap vermek zorunda kalacaklar'Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, sermayenin işçilere ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalıştığını ifade etti. "Saray'dan güç alıyorlar" diyen Bayhan, sendikalar için ise, "Ne yazık ki bu sıkışmışlığı küçük uzlaşmalarla, palyatif çözümlerle bu süreci atlatmaya çalışıyorlar. Bu işkenceye dönüşen, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan işçi sınıfımızı ölümle sıtma arasına sıkıştıran düzenle kaçarak, idare ederek, tek başımıza baş edemeyiz. Sendikalarımızın yönetimlerinde gerçek bir sınıf sendikacılığını egemen kılarak, fabrikalarda işçiler olarak kenetlenerek, sadece daha iyi ücret almak için değil, her alanda birlikte mücadele ederek bunlarla baş edebiliriz. Doğum iznini kullandıktan sonra fabrikaya gelir gelmez işten atılan bir kadın işçinin çalıştığı sendikalı fabrikada ne toplu sözleşmenin, ne kalan işçilerin, ne de sendikacıların güvencesi var. Bu ülkede ya işçi sınıfının bilinçli, örgütlü mücadelesi kazanacak, ya da sermaye ve onun sömürü düzeninin ara formülleriyle dolanıp duranlar bir gün işçi sınıfına hesap vermek zorunda kalacaklar" dedi.
































